(743 S. K. m. 659)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan şuf'a davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla; dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şuf'alı payın iptal ve tescili istemine ilişkindir. Mahkeme, davayı reddetmiş; hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı; ..... Köyü'nde 200 parsel numarası ile tapuda kayıtlı tarlanın 1/2 payına malik olduğunu, diğer 1/2 pay sahibi Yusuf'un payının 21.11.1990 tarihinde davalıya sattığını iddia ederek, şuf'a hakkının tanınmasını ve şuf'alı payın davalı adına kaydının iptali ile kendi adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin bu taşınmaz üzerinde zilyetliği bulunduğunu, tapu dahilinde olmayan bir kısım arazi parçasından dolayı zilyetliğinin sürdüğünü, asıl niyetin bu kısmını da ele geçirmek olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme; şuf'alı taşınmaz üzerinde davalının da hissedar olduğunu, bu hissedarlığının tapulama tespitinden evvel mevcut olduğunu kabul ederek, bu satışta şuf'a ceryan etmeyeceğini kabulle davayı reddetmiştir.
Şuf'alı payın ilişki olduğu taşınmaz, tapulama tespiti suretiyle 12.12.1968 tarihinde 1/2 payı davacı Şuayip'e, 1/2 payı davalıya satış yapan Yusuf adına olmak üzere, müştereken tapuda kayıtlıdır. Davalı bu taşınmazda paydaş dağildir. Tespite esas alınan eski tapular sebebi ile hak sahibi olması gerekirken hakkının nazara alınmadığı iddiası ile belirtilen tapu kaydının kısmen iptali ve davalı adına eski payın tescili istemi ile açılmış bir davadan dahi söz edilmemiştir. Bu nedenle, 1968 yılında kesinleşmiş tapulama tespitinin öncesinde mevcut ve tapuya intikal etmemiş bir hakkın mevcudiyetinin kabul edilmesi mümkün değildir. Davalı taşınmaz paydaşları dışında kalan üçüncü bir kişi olarak payı satın almıştır. Bu itibarla, davacının şuf'a hakkının dava yoluyla kunllanılmasında bir usulsüzlük yoktur. Hüküm için gerekli diğer unsurların tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm, bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 30.11.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy