(6570 S. K. m. 13)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi için temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, işyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkeme konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı Kemal vekili, kiralananda müvekkilinin inşaat malzemeleri ticareti yapacağını iddia ederek bu ihtiyaç sebebiyle kiralananın tahliyesini istemiştir. Dava devam ederken ve hatta tüm delillerin toplanmasından sonra, ihtiyaçlı davacının vefat ettiğini bildiren davacı vekili, mirascılar vekili olarak, devaya devam edeceklerini belirtmiş ve murisin yapmayı düşündüğü işin mirasçılar tarafından kurulup devam ettireceğini belirtmiştir.
Mahkeme davacı ihtiyaçlının ölmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığını kabul ile karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varmıştır.
İhtiyaç sebebiyle açılmış davada, davacı olan kişinin ölmesi üzerine mirasçılarının davayı sürdürme haklarının mevcut olduğu, sadece ölüm yüzünden davanın reddi gerekmediği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacı ihtiyaçlı kişinin ölmesi karşısında mirasçıların aynı işi yapacaklarını bildirmeleri halinde bu iddianın dinlenip dinlenemiyeceği noktasındadır. 6570 sayılı Yasa birkişinin kendisinin, eşinin ve çocuklarının ihtayacı için tahliye istenebileceğini kabul etmiştir. Aynı Yasanın 13. maddesi işyeri kiracısı olan kişinin ölmesi halinde aynı meslek veya sanatı devam ettirecek olan mirasçıları aleyhine tahliye davası açılamayacağı esasını benimsemiştir. Yasanın, gerek kiralayan ve mirasçıları, gerekse kiracı ve mirasçıları açısından öngördüğü düzenleme karşısında bunlardan birinin ölümünün kira ilişkisini bitirmeyeceği gibi tahliye istemi hakını da ortadan kaldırmayacağının kabulü zorunludur. Bu itibarla, olayda aynı işi sürdüreceklerini bildiren mirasçı davacıların bu iddialarının dinlenmesi gerekir. Bu sebeple, davacı vekilinin son iddiası çerçevesinde karşı tarafın diyeceğinin sorulması, uyuşmazlık halinde davacıların son iddialarıyla ilgili delilerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi icap ederken, yazılı şekilde davanın konusuz kaldığından bahisle reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün (BOZULMASINA),istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.3.1993 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy