(743 S. K. m. 659)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan şuf'a davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içerisinde istenilmekle; dosyadaki tüm kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şuf'alı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkeme, davayı reddetmiş; hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili; 7.1.1994 gününde açtığı bu davada müvekkilesinin şuf'alı payın ait olduğu taşınmazda 1/4 pay sahibi olduğunu, davalıya satış suretiyle 13.12.1992 gününde geçen pay için şuf'a hakkını kullandığını iddia ile bu davayı açmıştır.
Davalı taraf; davacının şuf'alı taşınmazda pay sahibi olmadığını, 1/4 payın davacıya değil Mustafa'ya ilişkin olduğunu, o payın sonradan tapu iptali ve tescil kararı ile davacıya geçişinin bu davadan sonra kesinleşen hükümle olduğunun, davacının dava hakkından sözedilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkeme; savunmaya itibar ederek davacının pay sahibi olmasının bu davadan sonra kesinleşmiş hükümle olduğunun, dava tarihi itibarıyla şuf'a hakkı bulunmadığını kabul ederek davayı reddetmiştir.
Şuf'alı payın ait olduğu taşınmaz bütünü ile davacı ve müştereklerin murisi Mustafa adına kayıtlı iken, murisin taşınmazın tamamını İlyas oğlu Şaban Mustafa'ya 28.10.1985 gününde intikal ettirdiği, davacının 26.6.1990 gününde açtığı muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası sonunda davanın kabulü suretiyle satışın davacı payı oranında iptali ile davacı adına tesciline karar verildiği ve hükmün kesinleştiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır ve bu konularda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Böylece, davacının murisinin davalıya satış yapan Mustafa'ya yaptığı taşınmaz devrinin muris muvazaası sonucu olduğu kesinleşmiştir. Muris muvazaası iddiası ite açılan davalar sonunda verilen hükümler; yenilik doğurucu, yaratıcı ya da değiştirici hükümler olmayıp, muvazaalı işlemden önceki hukuksal durum ve hakları belirleyici niteliktedir. Bu bakımdan tamamen geçersizlik sonucu belirttiğinin kabulü icabeder.
Hal böyle olunca, 28.10.1988 gününde yapılan devrin geçersizliği sabittir. Davacı kesinleşme ile değil murisi Mustafa'nın vefatı ile 1/4 paya sahiptir. Ve bunun sonucu olarak davalıya yapılan satıştan ve şuf'a davası açılmasından önce taşınmazın paydaşı olduğunun kabulü icabeder. Bu nedenle, işin esasının tetkiki gerekirken aksi düşünce ile davanın reddedilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine ve davacı yararına takdir edilen 750 bin TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 21.2.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy