(1086 S.K m. 38, 42)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye-alacak davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş, ancak alacak miktar yönünden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava; ihtiyaç, temerrüt ve fuzuli işgal nedeni ile kiralananın tahliyesi ve kira alacağının tahsili istemidir. Mahkemece, davanın husumetten reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kiralanana ilişkin sözleşmesi 1.6.1987 başlangıç tarihli, bir yıl süreli olarak davacılarla davalı Salih arasında yapılmıştır. Adı geçen kiracının bu dava üzerine kiracı olmadığı, kiracılığın sona erdiği, ilişkinin başka kişi ile kurulup devam ettirildiği yolunda bir itirazı olmamıştır. Davaya müdahale isteminde bulunan ve bu istemi kabul edilen Aziz, kiralananın kendisine devredildiğini, kiracının kendisi olduğunu bu nedenle davanın kendi aleyhine açılması gerektiğini, kiracılık sıfatı bulunmayan Salih aleyhine açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yukarda sözü edilen kira sözleşmesinin feshedildiğine, müdahille davacılar arasında kira sözleşmesi yapıldığına ilişkin herhangi bir belge mevcut değildir. Müdahil 20.5.1993 tarihli devir senetlerine dayanmaktadır. O belgenin kiracı ile müdahil arasında yapıldığı ortadadır.
Özellikle davadan önce keşide edilmiş, 12.5.1993 tarihinde kiracıya tebliğ edilmiş ihtarnameden sonra tanzim edildiği görülmektedir. İşyerine ait ruhsatnamenin Maliye'ye ait vergi levhasının yine ihtarnamelerden sonraki zamanda düzenlendiği görülmektedir. İddia olunan devrin ihtarnameden önce vaki olduğu, fiili durumunun eskiden beri devam edegeldiği iddia ve ispat edilmemiştir. Bu itibarla, asıl kiracı adına keşide olunan ihtarnamenin tebliğinden sonra kiracı ile üçüncü kişi arasında yapılan anlaşma davacılarla olan kira ilişkisinin tarafını değiştirmez. Kaldı ki devir senetlerinin içeriğinin kiralananın devri niteliğinde olup olmadığı dahi tartışılabilir. Ne varki içeriği ve amacı ne olursa olsun kiralayanların bildiği dahi iddia ve ispat edilmeyen o anlaşmaların asıl kiracının durumunu değiştirmediği açıktır. Bu nedenlerle husumetin tevcihinde bir hata bulunmadığının kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi hatalı olmuştur.
Ayrıca, Göksel adlı davalının kiralananda fuzuli işgalci olduğu iddia olunarak tahliyesi istendiği halde o kişi yönünden hiçbir tartışma yapılmadan onun hakkındaki davanın da husumetten reddedilmesi doğru değildir. Hüküm belirtilen nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.05.1994 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy