(6570 S. K. m. 7) (743 S. K. m. 581, 630)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda gün ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar Davacılar tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava iktisaba ve işyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkeme davayı red etmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz olunmuştur.
6570 s. yasanın 7/b-c-ç maddeleri uyarınca açılacak davalarda dava hakkı kiralayana aittir. Davalı davacının kiralayan sıfatına karşı çıkarsa bunu davacının ispat etmesi gerekir. Kiralayanın dava hakkı mutlak olup malik olma şartı yoktur. Kiralayan durumunda olmayan malikinde bu davaları açabileceği içtihaden kabul edilmiştir.
Ancak kiralanan müşterek mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması iştirak halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa bütün iştirakçilerin katılmalarının temini gerekir. Bu koşullar birlikte dava açma biçiminde gerçekleşebileceği gibi bir ortak tarafından açılan davada sonradan duruşmada ortakların davaya muvafakat beyanlarının alınması veya buna ait imzaları noterce tasdikli belgenin ibrazı veya müşterek avukata vekaletname verme suretiyle de sağlanır. İştirakli halde bu temin edilmezse MK. 581-630 maddeleri uyarınca tapu maliki murisin terekesine mümessil tayin ettirilerek mümessil huzuriyle dava yürütülür. Dava hakkına ait bu hususun resen gözönünde tutulması icabeder.
6570 s. kanunun 7/b ve c maddesi kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açabileceğini sınırlı olarak saymıştır. Buna göre kiralayan veya kiralayan durumunda olmayan malikin kendisinin, eşinin ve çocuklarının konut veya işyeri ihtiyacı için dav açabilir. Bunların dışındaki bir kimsenin ihtiyacı için dava açma imkanı yoktur. Olayımızda: Davacılar 6570 S. Kanunun 7/d maddesindeki sürelerden yararlanarak malik sıfatıyla işbu davayı açmışlardır. Daha sonra 2/6 pay sahibi Faruk Karagöz'ünde dava açılmasına muvafakatı alındığına göre pay ve paydaş çoğunluğu sağlandığından dava hakkı yönünden bir usulsüzlük olmadığı durumda 1/6'şar pay sahibi sair paydaşların Veysel ve Tayyar'ın muvafakatlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir. Bu bakımdan işin esası incelenmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.11.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy