(1086 S.K. m. 8/11-1) (818 S.K. m. 252) (6570 S.K. m. 7/e)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye-alacak davasına dair karar, davacı-davalı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş, ancak masraf verilmediği sabit olmakla reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, temerrüt nedeniyle kiralanın tahliyesi ve kira bedeli ile yönetim giderlerinden oluşan alacağın tahsili ve mukabil depozit bedelinin iadesi istemelerine ilişkindir. Mahkeme, temerrüt davasının ve kira bedeline ilişkin alacak isteminin kabulüne karar vermiş; davacının yönetim giderlerinden olarak davalı ve mukabil davacının depozit bedeline ilişkin alacaklarını reddetmiş ve hüküm, her iki taraf vekillerince temyiz olunmuştur.
1- HUMK.nun 8. maddesi, tahliye davaları ile birlikte açılmış olarak ve tazminat davaları ile bu davaya karşılık olarak açılmış davalara bakma görevini Sulh Hukuk Mahkemesine vermiştir. Olayımızda, kiralanın tahliyesi ve kira alacağının tahisilini isteyen davacı, aynı zamanda yönetim giderlerinin ödenmemesi sebebiyle de alacak isteğine, davalının depozit bedeline ilişkin davası tahliye davasına karşılık olarak açıldığına göre her iki tarafın tüm istekleri yönünden Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu kabulü gerekir. Buna rağmen davacının yönetim giderleri ile ilgili davasının ve davalının karşılık davasının görev yönünden reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık, yazılı kira sözleşmesinin yapılmasından sonra kiralayanın kiralananı, kiracıya teslim borcunu yerine getirip getirmediği noktasındadır. Davalı taraf; kiralanının yapısında eksiklik bulunduğu, oturma ruhsatının dahi alınmadığı nedeniyle kendisine teslim olunmadığının, bu bakımdan kira borcu doğmadığını savunmuş, davacı ise teslim olayının gerçekleştiğin, davalının fiilen kiralananın kullanmakta olduğunu bildirmiştir. Bu itibarla, öncelikle bu uyuşmazlığın halledilmesi zorunludur. Bu konudaki taraf delillerini istenip toplanması, buna göre her iki tarafın talep ettiği alacakların gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması gerekirken bu konuda delil toplanmadan yazılı gerekçelerle tahliye ve kira alacağının tahsiline karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm, belirtilen nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda birinci ve ikinci bentlerde yazılı nedenlerle (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.04.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy