(6570 S. K. m. 7) (818 S. K. m. 254, 276)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla; dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, yeni iktisap ve işyeri ihtiyacı sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, tahliye kararı verilmiş ve hüküm davalı vekilince temyiz olunmuştur.
İster 6570 sayılı Kanun'a tabi, ister adi veya hasılat kirasına ilişkin olsun, kira akti iki tarafa borç yükleyen akitlerdendir. Kiralayan akte göre kiralananı bir süre için taşınmazın maliki olmak gerekmediği için kiralama zamanında kiralayanın malik olup olmaması farklı bir durum yaratmaz.
Kiralayan, sadece bu sıfatla kararlaştırılan süre için, akte uymak taahhüdünü yerine getirmek zorundadır. Yapılan aktin türüne göre aktin haklı olarak fehi veya tahliye sebebi gerçekleşinceye kadar kiralayanın akitle bağlı olması kaçınılmazdır.
Borçlar Kanunu'nun 254 ve 276. maddeleri, kira aktinden sonra kiralananın kiralayan tarafından ancak aktin tarafı olmayan üçüncü kişiye temlik edilmesi halinde, yeni malike aktin süresine bağlı olmaksızın akti feshedilebilme imkanı getirmiştir. 6570 sayılı Kanun'un 7/d maddesi de yine kiralayan durumunda olmayan yeni malike süre bitiminden önce kiralanın tahliyesini isteyebilme hakkı tanımıştır. Maddede açıkça yazılmamış olmasına rağmen burada da yeni malikin kiralayan durumunda olmayan kişi olması amaçlanmıştır. Kiralayan durumunda iken sonradan mülkiyeti de iktisap eden kişinin kendi taraf olduğu aktin süresi bitmeden feshini veya tahliyesini isteyebilmesi sözleşme hukuku ile bağdaşmaz.
Bu nedenlerle olayda kira aktinin tarafı olan kiralayanın sonradan akit konusu yerin mülkiyetini iktisap etmesi halinde 6570 sayılı Kanun'un 7/d, Borçlar Kanunu'nun 254 ve 276. maddelerinden yararlanma hakkı olmayacağının kabulü ile davanın reddi icabeder.
Bir an için, 6570 sayılı Kanun'un 7/d maddesinin lafzına bağlı kalınarak davacının dava hakkının varlığı kabul edilse bile, beş yıllık sözleşme yaptıktan sonra o yerin mülkiyeti iktisap eden davacının, taraf olduğu akti bir yana bırakarak süresi dolmadan aktin bitimi sonucu doğracak istekte bulunmakta iyiniyetli olduğu da kabul edilemez.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.12.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy