(743 S. K. m. 631)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılardan İbrahim tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki butun kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, üç parça taşınmaz ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir Mahkemece, tarafların sulhları sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş ve hüküm davalı İbrahim tarafından temyiz olunmuştur
Ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmazın tapudaki yüzölçümü fiili duruma uymuyorsa ve hudutlar da sabit değilse görevli mahkemede açılacak dava yoluyla tapunun düzeltilmesi için taraflara sure verilmesi, dava açılırsa onun sonucunun beklenmesi gerekir Şayet dava açılmaz veya kesinleşen kararla red edilirse, tapu miktarı fiili durumdan az ise sabit hudutlardan başlayarak tapu kapsamının arazide belirlenmesi, fen ehline buna ilişkin kroki düzenlettirilmesi o krokide belirlenen yerin ortaklığının giderilmesi gerekir Şayet tapu miktarı fiili durumdan daha fazla ise davanın reddedilmesi icap eder
Ortaklığın giderilmesi davalarında taksim istenmesi halinde, dava konusu her taşınmazın ayrı ayrı ele alınarak pay ve paydaş durumuna göre taksımın mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir Paydaşlar muvafakat etmediği takdirde taşınmazın bir kesimi paydaşlar arasında paylı "muşa' bırakılamaz Davada sulh vaki olmadığı surece, bir kısım taşınmazların bazı paydaşlara, diğerlerinin diğer paydaşlara verilmesi şeklinde resen taksime gitmek mümkün değildir. Taksimde, her bir taşınmazın pay ve paydaş durumuna, arazının verim niteliğine göre taksimin mümkün olup olmadığının bilirkişi aracılığıyla saptanması gerekir. Payların denkleştirilmesi için ivaz ilavesi icap ediyorsa, onun da bilirkişilerin raporunda belirtilmesi gerekir. Taksim mümkünse fen ehline taksim projesi düzenlettirilir. Taşınmaz belediye ve mücavir alan hudutları içerisinde ise taksim projesi eklenerek belediyeden İmar Yasası ve Yönetmeliği uyarınca bu taksime imkan olup olmadığı sorulur. Taşınmaz, belediye ve mücavir alan dışındaysa aynı husus İI İdare Kurulundan sorularak saptanır. Taksim tarzında yani taksim projesindeki bölümlerin hangi paydaşa verileceği konusunda taraflar anlaşamazlarsa, mahkeme huzurunda kura çekilerek hangi kesimin hangi paydaşa verileceği belirlenir.
Olayımızda taksim hususunda anlaşamadıklarından bahisle, taraflar arasında dava konusu edilen taşınmazların aynen taksımı yolunda taraflar sulh olmuşlardır Bu sulhe göre, taksim krokileri tanzim edildiği görülmektedir. Bu şekilde krokiye alınan taşınmazların fiili miktarları ile tapuda yazılı yüzölçümleri farklıdır Bu yönden tapuların düzeltilmesi için dava açıldığı saptandığına göre o dava sonucunun ve ona göre tapuda gerekli değerlendirmelerin yapılmasının beklenmesi ve o yeni tapulara göre taksim durumu ve sulh nazara alınarak krokilerin tanzim olunması gereklidir.
Ayrıca tarafların sulhleri üç parça taşınmazın ayrı ayrı taksimlerine yol açtığından sulhe göre tanzim olunan taksım krokilerinin yukarıda belirtildiği şekilde merciine gönderilip, o şekilde taksimin mümkün olup olmadığı yolunda olur alınması icap eder. Tarafların sulhlerine göre dava konusu iki ayrı parselin tevhidi gerektiğinden tapuda tevhit işlemi yaptırılmadan bir tek taşınmazın taksimine yol açar şekilde hüküm verilmesi doğru değildir.
Esasen tarafların sulhleri tapulu taşınmazların ifrazını içerdiğinden, sulhe göre tapuda infaza imkan verir şekilde hüküm verilmesi gereklidir.
Bu esaslardan zuhûl olunarak yazılı şekilde karar verilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.04.1996 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy