(743 S. K. m. 2)
Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı Şufa davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak Davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde Davacı vekili Av. Ş. S. ve Davalı vekili Av. M. Ç., Av. O. Ö. geldiler. Hazır bulunanların şifai beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava şufalı payın iptal ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkeme davayı kabul etmiş karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Şufalı payın ilişkin olduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin tasarrufundaki yeri ve ona tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında o yerde hak iddia etmeyen davacının, tapuda pay satışı şeklinde yapılan işlem nedeniyle şuf'a hakkını kullanması MK. nun 2. maddesinde yer alan objektif iyi niyet kuralı ile bağdaşmaz. Kötüye kullanılan bu hak kanunen himaye görmez. 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca bu hususun davanın her aşamasında ileri sürülmesi, hatta mahkemenin kendiliğinden nazara alması gerekir. Savunmanın tevsii bu gibi durumlarda söz konusu değildir. Davanın bu bakımdan reddi gerekir.
Olayımızda: Davacı süresinde açtığı işbu dava ile şufalı payın iptal ve tescilini istemiştir. Davalı şufalı payın ilişkin olan taşınmazın hissedarları arasında fiilen taksim edilip ayrı kiraya verildiğini bu durumda davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme taşınmaz hakkında izalei şüyuu davası sonucu satış kararı verildiğinden bahisle savunma üzerinde durmayarak davayı kabul etmiştir.
Hukuken geçerli olmasa bile şufalı payın ilişkin olduğu taşınmaz paydaşlar arasında fiilen taksim edilmiş ve her paydaş kendisine bırakılan kesime tasarruf ediyorsa yukarıda belirtildiği gibi şufa hakkının kullanılması MK. 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kuralı ile bağdaşmaz. Mahkemenin bu konudaki savunmaya itibar etmeden noksan inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı yararına takdir olunan 6.000.000 lira vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.03.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy