(818 S. K. m. 260)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda gün ve numarası yazılı tahliye ve alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Davalar temerrüt sebebiyle kiralananın tahliyesi ve ödenmeyen kira alacaklarının tahsili istemlerine ilişkindir. Her iki davanın birleştirilerek yapılan duruşması sonunda davanın reddine karar verilmiş ve hüküm davacı vekilince temyiz olunmuştur.
BK. 260. maddesi uyarınca temerrüt sebebine dayalı tahliye davasını kiralayananın açması gerekir. Kiralayan durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden kimsenin önceden kiracıya ihbar göndererek malik olduğunu, kira bedellerinin bundan sonra kendisine ödenmesini istemesi bu sonuçsuz kalırsa şartlara haiz temerrüt ihtarı tebliğ ettirmesi ondan sonra dava açması gerekir. Dava hakkına ait bu hususun mahkemece kendiliğinden gözetilmesi icabeder. Kiracıya tebliğ edilen ihtarın kanuni şartları taşıması, istenen kira parasının muaccel olması ve bu kira bedelinin en az verilen otuz günlük süre içerisinde ödenmemiş olması gerekir. Kira parası götürülüp kiralayanın ayağında ödenmesi gereken borçlardan olduğundan ona götürülerek elden verilmesi veya masrafı kiracıya ilişkin olmak şartıyla konutta ödemeli olarak gönderilmesi gerekir. Buna uygun olmayan ödemeler kanuni değildir. Ancak buna aykırı bir ödeme teamülü taraflar arasında yerleşmişse ona uygun ödemede geçerli sayılır. Kiracı veya kiralayanın temerrüdü bu esaslara göre çözümlenir.
Davacı 20.8.1986 günlü sözleşme ile kiracı olan davalının 20.8.1994-20.8.1995 kira yılı parasının ve iki senelik kira farklarının ihtarname ile tanınan süre içerisinde ödemeyerek temerrüde düştüğünü iddia ile bu davayı açmıştır. 29.12.1994 keşide günlü ihtarname konusu kira bedelinin bu ihtarnameden önce 23.8.1994 ve 19.9.1994 tarihlerinde konutta ödemeli biçiminde gönderilmek suretiyle ödendiği anlaşıldığından bu yönden temerrüt olgusu gerçekleşmemiştir. 8.2.1995 keşide günlü ihtarnameye konu edilen kira farklarından stopaj dışında kalan ve davacıya ödenmesi gereken miktarın ihtarnamenin tebliğinden sonra PTT aracılığı ile gönderildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu havalelerin konutta ödemeli olmadığı adi havaleler olduğu anlaşıldığından bu yönden temerrüt olgusunun gerçekleştiği sabit olmaktadır. Bu yüzden kiralananın tahliyesine ait davanın kabul edilmesi ve gerek konutta ödemeli gerekse adi havale suretiyle gönderilen kira paralarının davacı tarafından alınmayanları için alacak isteğinin gereken biçimde karara bağlanması icabeder. Bundan zuhul olunarak gerek tahliye gerekse alacak davalarının reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 18.06.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy