(818 S. K. m. 18) (743 S. K. m. 658, 926)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şufa davasına dair karar davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava şufalı payın iptal ve tescili istemine ilişkindir. Mahkeme süre yönünden davanın reddine karar vermiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili şufalı payın ilişkin bulunduğu taşınmazdan davalının 75/600 payı 28.4.1995 tarihinde satın aldığını, davacıların, davalının telefon açıp vekaletname istemesi üzerine şüphelenip 17.7.1995 tarihinde Gelibolu'ya gelerek öğrendiklerini iddia ederek aynı gün açmış olduğu iş bu dava ile şufalı payın iptal ve tescilini istemiştir.
Davalı vekili davacılardan umumi vekaletname istenmesinin söz konusu olmadığını, tapuda isim tahsisi için açılan bir dava nedeniyle Ocak 1995 ayında vekaletnamelerin istendiğini, Ocak 1995 tarihinden beri satışı bildikleri halde yeni öğreniyorlarmış gibi dava açıldığını, süre yönünden davanın reddini savunmuştur. Mahkeme süresinde açılmadığından davanın reddine karar vermiştir. Davalı, hak düşürücü sürenin geçirildiği savunmasını kanıtlama yönünden üç tanık göstermiştir. Dinlenen bu tanıklardan Mehmet Serdaroğlu satıştan önceki olaylara ilişkin beyanda bulunmuş diğer tanık Nezahat Uğraş adlı tanık ise tapudaki isim tashihi davasının yargılaması sırasında mahkemenin verdiği mehil üzerine davacılardan vekaletname istediğini vekaletname alması nedeniyle satışı öğrendiklerini bildirmişse de tapudaki isim tashihi davasının 13.1.1995 tarihinde açıldığı, bu davada mahkemece dinlenen tanık avukata davacılardan vekaletname olması için mehil verilmediği, davacıların taraf olmadıkları davanın 3.5.1995 tarihinde feragatle sonuçlandığı görülmektedir. Bu durumda tanığın beyanından davacıların payın satışından sonra satışı öğrendikleri kabul edilemez. Şufa hakkı tapuda yapılan satıştan sonra doğduğundan satış öncesi payın satılacağının öğrenilmesi de satıştan sonra doğan şufa hakkını ortadan kaldırmaz. Davalının diğer tanığı Remzi Aydın davalının Haziran 1995 ayında kendisinden davacıların telefon numaralarını alarak her iki davacıya da satın aldığını bildirdiğini ifade etmişse de bu beyan davacıların şufalı payın satışını öğrendiklerini göstermez. Tüm dosya kapsamından davacıların öğrenmeye nazaran davayı bir aylık hak düşürücü süre içinde açtıklarının kabulü gerekir. Ancak davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre davacının bu husustaki delillerinin varsa davalının mukabil delillerinin istenip toplanması, varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy