(743 S. K. m. 619) (4721 S. K. m. 684)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava neticeten 26 parça taşınmaz mal ile bir kısım menkul eşyadaki ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş ve hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz olunmuştur.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, geçerli bir taksim bulunmadığı gibi, taksimlerinin mümkün olmadığının anlaşılmasına göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde bina ağaç vesaire gibi muhdesat varsa, bunlar M.K. 619. maddesi uyarınca arzın mütemmim cüz-ü sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilir. Ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa, o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhdesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değeri takdir ettirilir. Bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır, bulunan tüm değer muhdesat bedeline ve arzın kıymetine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhdesata, ne kadarının arza isabet ettiği belirlenir. Satış bedelinin dağıtımında da bulunan bu yüzde nispetler göz önünde tutularak muhdesata isabet eden kısmın sadece muhdesat sahibine veya payları nispetinde sahiplerine arza isabet eden kısmında payları oranında tüm paydaşlara verilmesi icap eder.
Muhdesatın arzın paydaşlarına değil de 3. şahsa aidiyetinin anlaşılması halinde bu şahsı muhtesat nedeniyle davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Olayımızda: Dava konusu 6350 ada, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki binaların bir kısım paydaşlara ait olduğu tapu kayıt örneğindeki beyanlardan anlaşılmaktadır. Bu nedenle değerlendirmeler yapıldıktan sonra, yukarıda açıklanan biçimde oran kurulması ve satış bedellerinin bu orana göre dağıtılmasına karar verilmesi icabeder. Bundan zühul olunarak toplam değerler dikkate alınmadan ev değerlerinin arsa değerlerine bölünmesi suretiyle hatalı oran kurulması doğru değildir.
3- Dava konusu edilen traktörün trafik kaydına göre sahiplerinin H.K. ile YÇ. olduğu görülmektedir. Bunlardan H., mirasçıları davada taraf olarak yer almışlarsa da YÇ. yer almamıştır. Bu kişinin de ortak malik olup olmadığı üzerinde durularak gerektiğinde sağ ise Y.Ç.'nin ölmüşse mirasçılarının davaya taraf olarak dahil edilmelerinin sağlanması gerekirken bu yön üzerinde durulmadan traktörün dahi satışına karar verilmesi hatalı olmuştur.
4- Ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmazların kıymeti üzerinde durulmaksızın bunların satışı sebebiyle maktu harç alınması gerekirken, bunların satış bedellerinden dahi nispi harç alınması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte yazılı nedenlerle 6350 ada, 2 ve 3 parseller dışında kalan diğer 24 adet parselle ilgili hüküm kısmının ONANMASINA, iki, üç ve dördüncü bentlerde yazılı nedenlerle 6350 ada 2 ve 3 parseller ile traktör ve arabaya ilişkin hüküm kısmının BOZULMASINA, onanan kısım için taşınmaz malın satış bedelinden hissesine düşecek paranın binde altısı nispetinde hesaplanacak onama harcından peşin alınan 250.000 liranın mahsubu ile bakiyesinin temyiz edenden alınmasına, 25.2.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy