(743 S. K. m. 658, 659, 2)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şufa davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava iki parça taşınmazdaki şufalı payın iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece 1 parsel hakkında davanın feragat nedeni ile reddine, 1 parsel hakkında ise şufalı payın iptaline karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dosya kapsamına, toplanan delilere, hükmün dayandığı gerekçelere, hak düşürücü sürenin geçirildiği savunmasının kanıtlanamamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Şufalı pay 18.12.1996 tarihinde davalıya satılmış, davacı ise 30.12.1997 günü dava açarak, payın iptali ve adına tescilini istemiştir. Davalı, şufalı payın değerinin yeniden tespitini savunmuştur.
Uyuşmazlık, şuf'a bedelinin satış tarihinde tapuda gösterilen bedel mi, yoksa dava açıldığı tarihte saptanacak bedel mi olacağının tespitinde toplanmaktadır. Şuf'a bedelinin satıcı ile, davalı arasındaki anlaşmada kararlaştırılan bedel olması gerekeceğine dair yasada bir açıklık yoktur. Bu nedenle objektif olayların yarattığı kıymet değişikliklerinin, satıştan uzunca bir süre geçirildikten sonra yansıtılması icap eder. 20.6.1951 gün ve 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da hakimin hükümden önce tayin edeceği uygun bir süre içinde şuf'a bedelinin yatırılmasına karar vereceği, daha sonra kaydın düzeltilmesine hükmedeceğinin açıklanması, bu görüşü doğrulamaktadır.
Özellikle, diğer paydaş ile, davalı arasında gerçekleştirilen ve şuf'a hakkının kullanılmasına yol açan satış sözleşmesinden uzunca bir süre geçtikten sonra açılan şuf'a davalarında, davacı paydaşın ekonomik ve objektif nedenlerle değişmiş yeni bedeli ödemeksizin, tapuda gösterilen eski bedelle, payın tescilini talep etmesi M.K.nun 2. maddesinde tanımlanan objektif iyi niyet kuralı ile de bağdaştırılmaz. Böyle bir davranış, davalıyı zorunlu olarak elinden çıkardığı gayrimenkul payı yerine, eline geçen para ile aynı nitelik ve değerde bir başka gayrimenkul edinmek imkanından yoksun bıraktığı için fevkalade adaletsiz ve hakkaniyet duygusunu zedeleyici bir sonuç yaratır. 8.11.1991 gün 1990/4-1991/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da, iyi niyet iddiasının hukuki mahiyeti itibariyle def'i değil, itiraz niteliğinde bulunduğu vurgulandığından bu nitelikteki bedele yönelik iddianın yargılama sona erinceye kadar iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadan, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkündür.
Açıklanan nedenlerle, şufa hakkının kullanıldığı tarihte şufalı payın değerinin tespit edilip bedelin yatırılmasına hükmedilmesi gerekirken, satış tarihindeki şufa bedelinin yatırılmasına karar verilerek davanın kabulü hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Hüküm belirtilen nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.6.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy