(743 S. K. m. 659)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan şuf'a davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla; dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şuf'alı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkeme davayı kabul etmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz olunmuştur.
Şuf'alı payın ilişkin olduğu taşınmazda davalıya 13.12.1996 tarihinde intikal eden pay sebebiyle 15.1.1997 tarihinde bu dava açıldığında davayı cevaplayan davalı kendisine yapılan intikalin gerçekte satış olmadığını, eşinden kendisine yapılan bir hibenin söz konusu olduğunu savunarak davanın reddini istemiş ve yargılamanın ilk oturumda da bu savunmasını tekrarlamıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 27.3.1957 gün, 12/2 sayılı kararına göre ortak mülkiyetin paydaşı payını karı ve kocaya, çocuklarına yahut akrabaya temlik ederse, görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile gerçekte miras hukuku ile ilgili amaçların ya da bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda şuf'a hakkı kullanılamaz ve bu şekilde savunmanın her türlü delille ispatı mümkündür. Bu itibarla, davalıdan savunma delillerinin istenmesi, varsa mukabil delillerin de değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi icabeder. Bundan zuhul olunarak savunma üzerinde durulmadan davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.10.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy