(1086 S. K. m. 275)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan izale-i şuyuu davasına dair karar davalılardan A.K. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava neticeten 11 parca taşınmaz ortaklığının giderilmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece bir kısım parsellerin satışı, bir kısmın taksimi suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş ve hüküm davalılardan A.K. vekili tarafından temyiz olunmuştur.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere ve taksimlerinin kabil olmamasına nazaran satış suretiyle ortaklıklarının giderilmesine karar verilen 19, 65, 231, 397 ve 571 parsellere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ortaklığın giderilmesi davalarında taksim istenmesi halinde, dava konusu her taşınmazın ayrı ayrı ele alınarak pay ve paydaş durumuna göre taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Paydaşlar muvafakat etmediği takdirde taşınmazın bir kesimi paydaşlar arasında paylı "müşa" bırakılamaz. Davada sulh vaki olmadığı sürece bir kısım taşınmazların bazı paydaşlara diğerlerinin diğer paydaşlara verilmesi şeklinde re'sen taksime gitmek mümkün değildir. Taksimde her bir taşınmazın pay ve paydaş durumuna arazinin verim niteliğine göre taksimin mümkün olup olmadığının bilirkişi aracılığıyla saptanması gerekir. Payların denkleştirilmesi için ivaz ilavesi icap ediyorsa onun da bilirkişilerin raporunda belirtilmesi gerekir. Taksim mümkünse fen ehline taksim projesi düzenlettirilir. Taşınmaz belediye ve mücavir alan hudutları içerisinde ise taksim projesi eklenerek belediyeden imar yasası ve yönetmeliği uyarınca bu taksime imkân olup olmadığı sorulur. Taşınmaz belediye ve mücavir alan dışındaysa aynı husus İl İdare Kurulu'ndan sorularak saptanır. Taksim tarzında yani taksim projesindeki bölümlerin hangi paydaşa verileceği konusunda taraflar anlaşamazlarsa mahkeme huzurunda kura çekilerek hangi kesimin hangi paydaşa verileceği belirlenir.
Olayımızda, 4, 16, 43, 330, 712 ve 808 parsel sayılı taşınmazlar için yapılan keşifte bilirkişilerce bu yerlerin taksimlerinin mümkün olduğu belirtilip, taksim krokisi çizilmiş, mahkemece tarafların taksim konusunda anlaşamamaları nedeniyle bilirkişi krokisinde numaralandığı üzere tarafların isimleri zikredilerek taksim suretiyle ortaklıklarının giderilmesine karar verilmiştir. Oysa yukarıda belirtilen esaslara göre bilirkişi tarafından düzenlenen taksim krokisinin onay makamına gönderilerek İmar Yasası yönünden bu taksimin uygun olup olmadığı sorulmalıdır. Ayrıca taraflar taksim projesindeki bölümlerin paylaşımında anlaşamıyorlarsa mahkeme huzurunda kura çekilerek hangi bölümün hangi paydaşa verileceğinin belirlenmesi gerekirken, bu yönlerden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenle dava konusu 19, 65, 231, 397 ve 571 parsellerin satışına ilişkin hüküm kısmının ONANMASINA, 2. bentte yazılı nedenle 4, 16, 43, 330, 712 ve 808 parsellere ilişkin hüküm kısmının BOZULMASINA, onanan kısım için taşınmaz malın satış bedelinden hissesine düşecek paranın binde altısı nispetinde hesaplanacak onama harcından peşin alınan 249.000 liranın mahsubu ile bikayesinin temyiz edenden alınmasına, 17.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy