(743 S. K. m. 619, 627, 628, 631)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava 2 parça taşınmaz ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş ve hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Ortaklığın giderilmesi davalarında paydaşlar sağ ise kendilerinin, ölmüşlerse ibraz ettirilecek veraset ilamına göre tespit olunacak mirasçılarının davaya katılmaları sağlanarak öncelikle taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Tapu paydaşlarından E.B. mirasçısı M.A.B.'in de öldüğü anlaşılmaktadır. M.A.B.'e ait veraset ilamı ilgilisinden istenilerek mirasçılarının tümünün davada yer alıp almadığı saptanmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Öldüğü bildirilen intifa hakkı sahibi K.Ö.'in veraset ilamının dosyaya konulması 10.9.1996 günlü oturumda karara bağlanmış olmasına rağmen bundan zuhul olunarak karar verilmiş olması da hatalıdır.
3- 138 ada 8 (48) parselde paydaş M.Ö.'in Ankara 11. Noterliğince tanzim edilen 8.6.1964 günlü vasiyeti üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmemesi doğru değidir.
4- Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde bina ağaç vesaire gibi muhtesat varsa bunlar M.K.619. maddesi uyarınca arzın mütemmim cüz-ü sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilir. Ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhtesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değeri takdir ettirilir, bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır, bulunan tüm değer muhtesat bedeline ve arzın kıymetine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhtesata ne kadarının arza isabet ettiği belirlenir. Satış bedelinin dağıtımında da bulunan bu yüzde nisbetler gözönünde tutularak muhtesata isabet eden kısmın sadece muhtesat sahibine veya payları nisbetinde sahiplerine arza isabet eden kısmında payları oranında tüm paydaşlara verilmesi icap eder.
Muhtesatın arzın paydaşlarına değilde 3. şahsa aidiyetinin anlaşılması halinde bu şahsın muhtesat nedeniyle davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Olayımızda: 138 ada 8 (48) parselde ve yine 138 ada 9 (49) parselde kayıtlı yerler üzerinde mevcut kiraların Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/387 esas ve 1996/484 karar sayılı kesinleşen kararı ile aidiyeti tespit olunmuştur. Yukarıdaki esaslara göre oran kurulup mahkemece bu orana göre satış bedelinin dağıtıman karar verilmesi gerekirken oran nazara alınmadan karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 08.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy