(818 S. K. m. 249)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, akde aykırılık ve açıktan kötü kullanma nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkeme davayı red etmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalının kiralanan ile bitişiğindeki dükkan arasındaki duvarı yıkmak suretiyle akde aykırı davrandığını, süreli ihtara rağmen eski hale getirilmediğinden kiralananın tahliyesini istemiştir.
Davalı, bu şekildeki kullanıma davacının muvafakatı olduğunu, akde aykırı davranmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, iki dükkan arasın kapı açılmasına, davacının muvafakat ettiğini, bu hususta aksi delil bildirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Kiralanan ile bitişiğindeki dükkan arasındaki duvarın kaldırıldığı, süreli ihtara rağmen bu aykırılığın giderilmediği uyuşmazlık konusu değildir. Bütün sorun, bu olguya davacının zımmi muvafakat edip etmediği hususunda toplanmaktadır. Davalı, davacının zımmi muvafakatını ileri sürdüğüne göre, davacının muvafakatının varlığını kanıtlaması gerekir. Maddi olgu olması nedeniyle, davalı tanık dahil, bu hususu her türlü delil ile ispat edebilir. Bu hususta davalının delillerinin istenip toplanarak, varsa davacının mukabil delilleri de istenmeli ve tüm deliller toplandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, ıspat külfetinin davacıya ait olduğundan bahisle davanın reddi hatalı görüldüğünden,
usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy