(6570 S. K. m. 7) (818 S. K. m. 260)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temiyz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava itirazın iptali, takibin devamı, icra inkar tazminatı, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B.K. 260. maddesi uyarınca temerrüt sebebine dayalı tahliye davalarında kiracıya tebliğ edilen ihtarın yasal şartları taşıması, istenen kira parasının muaccel olması ve bu kira bedelinin en az verilen otuz günlük süre içinde ödenmemiş olması gerekir. Kira parası götürülüp kiralayanın ayağında ödenmesi gereken borçlardan olduğundan ona götürülerek elden verilmesi veya masrafı kiracıya ait olmak şartıyla konutta ödemeli olaak gönderilmesi gerekir. Buna uygun olmayan ödemeler yasal değildir. Ancak buna aykırı bir ödeme teamülü taraflar arasında yerleşmişse ona uygun ödemede geçerli sayılır. Kiracı veya kiralayanın temerrüdü bu esaslara göre çözümlenir.
OLAYIMIZDA: Davacı A. L. 26.7.1996 tarihinde dava konusu taşınmazda 15232/16128 pay sahibi H. L.'nun bu payına ilişkin intifa hakkını devir almıştır. Davalıya önce paydaş H. L. ihtarname göndererek kira bedellerinin kendisine ödenmesini istemiştir. Daha sonra davacı 21.1.1997 tarihli icra takibiyle 1996 yılı Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ve 1997 yılı Ocak ayları kiralarının tahsilini talep etmiş, ihtarlı ödeme emri davalıya 28.1.1997 günü tebliğ olunmuştur. Davalı, kendisine malik olduğunu belirterek H. L. tarafından ihtarname gönderilmesi üzerine kiraları konutta ödemeli olarak H. L.'na gönderdiğini, alınmaması üzerine Fatih 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/192 D.İş sayılı dosyasıyla belirlenen ödeme yerine yatırdığını, icra takibinden önce A. L. tarafından kiraların kendisine ödenmesi hususunda bir talepte bulunulmadığını açıklamıştır. Hernekadar davacı intifa hakkı sahibi olunduğunun davalı tarafından bilindiğini ileri sürmüşsede bu hususu kanıtlamayamadığı gibi davacı dava konusu taşınmazın 15232/16128 payının intifa hakkı sahibidir. Taşınmazın 4/72 payı M. E. kızı A. H.'a ait bulunmaktadır. A. H. 1925 yılında ölmüştür. Mirascılarını gösterir veraset belgesi dosyada bulunmaktadır. İcra takibi sadece davacı A. L. tarafından yapılmıştır. Diğer paydaş A. H. mirascıları icra takibinde taraf değildir. İhtarnamenin tek bir paydaş tarafından keşide edilmesi hukuki sonuç doğurmaz. İhtarnamedeki bu eksikliğin yargılama sırasında sonradan tamamlanması da mümkün değildir. Dava şartına ilişkin bu hususun mahkemece re'sen göz önüne alınması icap eder. Bu durumda tahliye isteminin reddine, hissesine düşecek kira alacağı yönünden takibin devamına karar vermek gerekir. Bundan zuhul olunması hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde eşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy