(743 S. K. m. 2, 658, 659)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şufa davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davacılar vekili Av.S. E. ve davalı vekili Av.H. T. geldiler. Hazır bulunanların şifai beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava şufalı payın iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkindir. Mahkeme istem gibi karar vermiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, Erdek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/407 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmamasında bir usulsüzlük olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, şufalı payın iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar vekili 16.10.1996 tarihli dava dilekçesi ile müvekkillerinin
paydaşı bulunduğu 19 parsel sayılı taşınmazdaki 38/240 payın davalıya satılması nedeniyle şufalı payın tapusunun iptali ve davacılar
Davalı vekili savunmasında davalı ile 19 parselin malikleri arasında 5.10.1989 tarihli inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, yüklenici davalının edimini yerine getirdiğini, arsa sahiplerinin buna rağmen edimleri olan 47 payın intikalini yapmadıklarını belirterek 19.9.1995 tarihinde Erdek Asliye Hukuk Mahkemesinde sözleşmeye dayalı olarak 1995/407 esas sayılı tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, bu davanın derdest bulunduğunu, müvekkilinin bu davayı kazanması durumunda taşınmazda paydaş olacağını, o nedenle şufa davasının konusu kalmayacağını belirterek öncelikle o davanın sonucunun beklenilmesini ve davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkeme, açılmış bulunan tapu iptal davasının henüz sonuçlanmadığını, ancak kesin hükümle intikalin olabileceğini vurgulayarak satış tarihindeki gerçek değer üzerinden davanın kabulüne karar vermiştir.
Taraflar arasındaki yapılan 5.10.1989 tarihli otel inşaatı yapım ve kısmi satış vaadi sözleşmesi içeriğine göre sözleşme konusu otel inşaatı karşılığında taşınmaz malikleri müteahhit olan davalıya kendi hisselerinden eşit olarak toplam 47 hisse miktarını tapu sicil müdürlüğünde takrir vermek suretiyle verecektir. Kısaca otel inşaatının ikmali ve hazır hale gelmesinden sonra şufalı payın ilişkin bulunduğu taşınmazın 47 hissesi müteahhide, geri kalan 53 hissesi mal sahiplerine ait olacaktır, müteahhide verilecek hisseler mal sahiplerinden eşit olarak alınacaktır denilmektir. Bu sözleşmeye her iki tarafın itirazı bulunmamaktadır. Nitekim sözleşme gereğince davalı yüklenici edimini yerine getirmiş ve tescil davası açmıştır. Açılan bu dava da pay sahibi A. A. davayı kabul etmiştir. Bu dava devam ederken davalının sözleşme yaptığı kişilerden olan A. A.'tan ayrıca pay alması nedeniyle diğer paydaşların şufa hakkını kullanmaları Medeni Kanununun 2.maddesindeki iyi niyet kuralı ile bağdaşmayacağından davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda 2.bentte yazılı nedenle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 6.000.000.-TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.04.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy