(743 S. K. m. 581, 630)
Dava: Mahalli Mahkemesi'nden verilmiş bulunan şufa davasına dair karar davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava şufalı payın iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece dava konusu 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kaulüne,5 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından 5 sayılı parsele yönelik olarak temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi de 5 parsele yönelik olarak yapılmıştır.
Davacının dayandığı pay iştirak halinde mülkiyete konu ise tüm iştirakçilerin birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü icabeder. Muvafakat duruşmaya gelip, bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce tasdikli muvafakat belgesi ibrazı suretiyle yahut davacı adına davayı takip etmesine gerek kalmaz. Muvafakat veren ortak haktan vazgeçtiğini de beyan ederse davanın kabulü halinde şuf'alı pay diğerleri adına davacı dışındakilerin hepsi haktan vazgeçerse şuf'alı pay sadece davacı adına tescil edilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa payı bırakan murisin terekesine MK'nin 581-630 maddeleri uyarınca görevli mahkeme mümessil tayini için davacıya süre verilir. Mümessil davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter. Davayı mümessil takip eder. Mümessille takip edilen davanın kabulü halinde şufalı payın tereke adına tescili gerekir. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması icabeder.
Şuf'a hakkının tapuda yapılan satışın öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde kullanılması gerekir. İştirakçi ortaklarda da bunlardan satışı en geç öğrenenin öğrenme tarihine göre bir aylık hak düşürücü süre saptanır. Diğer ortakların daha önce öğrenmesi önem taşımaz. Bu hak her türlü irade bildirimiyle kullanılabileceği gibi, doğrudan doğruya dava açmak suretiyle de kullanılabilir. Dava dışı kullanılan irade bildirimi süreyi koruyacağındanyasal süresi içinde her zaman dava açılabilir. Şuf'a hakkı tapudaki satış işleminden sonra doğacağından, şuf'alı payın daha önce satılacağının öğrenilmesi veya hak sahibine vaki satın alma teklifinin kabul edilmemesi hiçbir hukuki değer taşımaz. Davalı hak düşürücü süre geçirildiği savunmasında bulunmuşsa bunu ispat etmesi gerekir. Bu konuda tanık dahil her türlü delil ikamesi mümkündür. Önce davalı delillerinin daha sonra varsa davacı delillerinin toplanması gerekir.
Olayımızda: Temyiz konusu 5 parsel sayılı taşınmazda davacılar O.K. ile T.K.nin müstakil payları bulunmakta ise de, davacı M.K.nin doğrudan payı mevcut olmayıp, M.N.Ü.den gelmektedir. Miras bırakan M.N.Ü.nün terekesi iştirak halinde olup, davacı M.dışında başka mirasçıları da bulunduğuna göre öncelikle yukarıda açıklandığı üzere dava hakkının kullanılmasına ilişkin noksanlığın giderilmesi gerekmektedir. Bundan zuhul olunarak davaya devam olunması hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nin 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.06.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy