(743 S. K. m. 931)
Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı Şuf'a davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava şufa'lı payın iptali ve adına tescili istemine ilişkindir. Mahkeme davayı kabul etmiş karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı tapunun 283 parselinde bir kısım payı alan dört kişi aleyhine şuf'a davası açtığını ve davanın kabulüne karar verildiğini ancak karar henüz kesinleşmeden o davalılardan Mustafa Yavuz'un üzerindeki payı kayınbiraderi olan davalıya sattığını ve şuf'a hakkını önlemek için muvazaalı olarak bedelini yükselttiğini beyanla ilk bedel üzerinden hakkın tanınması ve davalı üzerindeki payın iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı payın fiilen ayrılmış bir bölüme inhisar ettiğini davanın süresinde açılmadığını, şufa'lı payın daha önce davalı olduğunu bilmediğini iyi niyetli olduğunu ve bedelin muvazaalı olmadığını savunmuştur.
Mahkemece davanın önceki davanın devamı niteliğinde olmadığı müstakil bir iptal davası olduğu davalının iyi niyet savunmasına dayanması nedeniyle bunu ispat külfetinin ona düştüğünü ve davalının iyi niyetli olduğunu ispat edemediğinden bahisle üzerindeki payın iptal ve tesciline karar vermiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere taşınmazın eylemli olarak taksim edildiği ve şuf'a davasının yasal 1 aylık sürede açılmadığı savunmaları ispatlanamamakla davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının 22.1.1990 tarihinde Eyüp ve Hasan Basri Özdoğan ile Mustafa Yavuz, Mehmet Eren aleyhine açtığı şuf'a davası devam ederken Mustafa Yavuz'un 27.12.1995 tarihinde üzerindeki 23/960 payı davalıya sattığı şuf'a hakkının tanınması ile payların iptal ve tescili kararının ise 23.5.1996 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu davanın önceki dava kesinleştikten sonra açıldığı ve yine şuf'a hakkı nedeniyle iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Önceki davada payının iptali istenen Mustafa Yavuz'un dava devam ederken payı davalıya kötü niyetle bedel yükseltilerek devrettiği iddiası ile bu dava açıldığına göre davalının payın dava konusu olduğunu bildiğini, kötü niyetli olduğunu ispat külfeti davacıya düşer. Mahkemenin olayın hukuki tavsifini yanlış yaparak ve uygulama yeri bulunmayan MK. nun 931. maddesindeki karineye dayananın iyi niyet savunmasını kendisinin ispatlaması gerektiği şeklindeki görüşü ile ispat yükünün davalıya ait olduğu ve ispatlayamadığı gerekçesi isabetli değildir. Davacı davalının önceki şuf'a davasını bildiği ve şuf'a bedelini yükseltmek için kötü niyetle payı satın aldığı iddiasını ispat için tanık ve keşif delillerine dayanıp tanıkların hiçbir bilgi beyan etmemeleri keşifte de satış tarihi itibariyle tapudaki bedel olan 500 milyon liranın üzerinde bir bedel saptanması karşısında davanın 2.satış bedeli üzerinden kabulü gerekir. Kabule göre de ilk davada şufa'lı paya düşen şuf'a bedeli dahi depolattırılmadan iptal ve tescil kararı verilmesi de isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş davacı iddiasını kanıtlayamadığına göre davacıya tapuda gösterilen bedel üzerinden şuf'a hakkını kullanıp kullanmayacağının sorulması kabul ettiği takdirde verilecek süre içerisinde şuf'a bedelinin depo ettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Bundan zuhul ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda 2.bentte yazılı nedenle kararın BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 27.01.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy