(743 S. K. m. 627, 628, 619)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar davalı Ahmet Kütle-davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava 1 parça taşınmaz ortaklığının giderilmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş ve hüküm davacı vekili ile davalılardan Ahmet Kütle vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde bina ağaç vesaire gibi muhtesat varsa bunlar MK.619.maddesi uyarınca arzın mütemmim cüz-ü sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilir. Ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhtesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değeri takdir ettirilir, bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır, bulunan tüm değer muhtesat bedeline ve arzın kıymetine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhtesata ne kadarının arza isabet ettiği belirlenir. Satış bedelinin dağıtımındada bulunan bu yüzde nisbetler gözönünde tutularak muhtesata isabet eden kısmın sadece muhtesat sahibine veya payları nisbetinde sahiplerine arza isabet eden kısmında payları oranında tüm paydaşlara verilmesi icap eder.
Muhtesatın arzın paydaşlarına değilde 3.şahsa aidiyetinin anlaşılması halinde bu şahsı muhtesat nedeniyle davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Olayımızda: Dava konusu parsel üzerinde davalılardan A.K.'ye ait iki katlı bir bina bulunduğu davacı tarafça da kabul edilip davalının bu evi 1984 tarihinden beri kullandığı da ihtilafsızdır. Keşifte bu binanın değeri belirlenip arz ile orantısı kurulduğu halde hükümde bu orana yer verilmeden muhtesatın da arzla birlikte satışına karar verilmesi hatalı olmuştur. Yukarıda açıklanan esaslar dahilinde aidiyeti ihtilafsız olan muhdesatın bedelinin hak sahibine verileceği şekilde hüküm kurulması gerekirken bundan zuhul olunması usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulması icap etmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 12.10.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy