(743 S. K. m. 659)
Dava: Mahalli Mahkemesi'nden verilmiş bulunan şufa davasına dair karar Dairemizin 9.6.1998 tarih ve 4681-5015 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Bu kararın tashihen tetkiki davacı S.A., davalı tarafından süresi içinde istenilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar:
1- Davacı S.A.nın,
Mahkemenin kararında ve temyiz ilamında yazılı mucip sebeplere göre HUMK'nin 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine istinad etmeyen tashih talebinin REDDİNE, mezkur kanunun 442. maddesi gereğince takdiren 1.386.000 lira para cezasının tashih isteyenden alınmasına;
2- Davalının karar düzeltme isteğine gelince:
a) S.A. yönünden
Davalılardan S.A., davalının 6.7.1994 tarihinde satıcı Ö.A.dan aldığı pay ile ilgili satış işlemini 28.6.1995 tarihinde öğrendiğinden, bahisle 30.6.1995 tarihinde diğer davacı A.A. da aynı payın satışını 1.10.1995'te öğrendiğini bildirerek, 23.10.1995 tarihinde bu davayı açmışlar, davalı ise her iki davacı yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği savunması ile davanın reddini istemiş, ayrıca satış bedelinin gerçek değere nazaran düşük olduğunu da bildirmiştir.
Mahkemece A.A.nın açtığı şufa davasının reddine S.A.nın davasının kabulüne karar verilmiş, bu kararın A.A. ile davalı Y.Ç. tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce:
Davacı S.A.nın öğrenmeye nazaran yasal süre içinde dava açmadığının kanıtlanamamış olmasına göre, davalının temyiz isteğinin reddine, davacı A.A.nın temyiz isteğinin kabulüne karar verilmiş, öğrenme tarihi yönünden Ali'nin beyanına karşı inandırıcı delil bulunmadığından, davasını süresinde açtığı kabul edilerek satış bedelinden payına düşen kısmının depo ettirilmesi ve dava konusu payın iptali ile her iki davacı adına eşit olarak tesciline karar verilmesi gerekir denilmek sureti ile karar davacı S.A. ile davalı Y.Ç. karar düzeltme isteğinde bulunmuş olduklarından, dosya yeniden incelemeye alınmıştır.
Şufa hakkının tapuda yapılan satışın öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde kullanılması gerekir. Bu hak her türlü irade bildirimi ile kullanılabileceği gibi doğrudan doğruya dava açmak suretiyle de kullanılabilir. Davalı hak düşürücü süre geçirildiği savunmasında bulunmuşsa bunu ispat etmesi gerekir. Bu konuda tanık dahil her türlü delil ikamesi mümkündür.
Davalı, davacı S.A.nın satış istemini daha önce öğrendiği halde süresinde dava açmadığını savunmuş ve iddiasını kanıtlama yönünden tanıkları Ö.A.ve İ.B.yi göstermiştir. Bu tanıkların beyanı karşısında, davacı S.nin kocası Ö.nün bu satışı 1995 yılı Nisan ayında öğrendiğini ve yine bu ifadelerle bağlantılı olarak 14.4.1995 tarihinde de (her ne kadar genel vekaletname denmiş ise de esasen şufa davası açmak üzere) avukata vekaletname verildiği, kocasının öğrenmesi doğal olarak karısının da satıştan haberdar olacağı sonucuğunu doğuracağından,davacı S.nin de en geç vekaletname tarihinde satışı öğrendiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle 30.6.1995'te açtığı dava süresinde değildir. Dairece bu konuda hataya düşüldüğü bu defaki incelemeden anlaşıldığından, davalının S.A.yönünden vaki karar düzeltme isteğinin yerinde olduğu,
b) Davacı A.A. yönünden;
(b1)- Dosya kapsamında, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, öğrenmeye nazaran davanın 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme itirazları yerinde değildir.
(b2)- Şuf'alı pay 6.7.1994 tarihinde davalıya satılmış, davacı A. ise 23.10.1995 günü dava açarak, payın iptali ve adına tescilini istemiştir. Davalı, şufalı payın değerinin yeniden tespitini savunmuştur.
Uyuşmazlık, şuf'a bedelinin satış tarihinde tapuda gösterilen bedel mi, yoksa dava açıldıığ tarihte saptanacak bedel mi olacağının tespitinde toplanmaktadır. Şuf'a bedelinin satıcı ile, davalı arasındaki anlaşmada kararlaştırılan bedel olması gerekeceğine dair yasada bir açıklık yoktur. Bu nedenle objektif olayların yarattığı kıymet değişikliklerinin, satıştan uzunca bir süre geçirildikten sonra açılan şuf'a davalarında, davayı açan paydaşın ödeme borcuna yansıtılması icap eder. 20.6.1951 tarih ve 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da, hakimin hükümden önce tayin edeceği, uygun bir süre içinde şuf'a bedelinin yatırılmasına karar vereceği, daha sonra kaydın düzeltilmesine hükmedeceğinin açıklanması, bu görüşü doğrulamaktadır.
Özellikle, diğer paydaş ile, davalı arasında gerçekleştirilen ve şuf'a hakkının kullanılmasına yol açan satış sözleşmesinden uzunca bir süre geçtikten sonra açılan şuf'a davalarında, davacı paydaşın ekonomik ve objektif nedenlerle değişmiş yeni bedeli ödemeksizin, tapuda gösterilen eski bedelle, payın tescilini talep etmesi MK'nin 2. maddesinde tanımlanan objektif iyi niyet kuralı ile de bağdaştırılamaz. Böyle bir davranış, davalıyı zorunlu olarak elinden çıkardığı gayrimenkul payı yerine, eline geçen para ile aynı nitelik ve değerde bir başka gayrimenkul edinmek imkanından yoksun bıraktığı için fevkalade adaletsiz ve hakkaniyet duygusunu zedeleyici bir sonuç yaratır. 8.11.1991 tarih, 1990/4-991/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı'nda da, iyi niyet iddiasının hukuki mahiyeti itibariyle def'i değil, itiraz niteliğinde bulunduğu vurgulandığından, bu nitelikteki bedele yönelik iddianın yargılama sona erinceye kadar iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabii olmadan, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkündür.
Açıklanan nedenlerle, şuf'a hakkının kullanıldığı tarihte şufalı payın değerinin yukarıdaki esaslara göre tespit edilip o bedelin yatırılmasına hükmedilmesi gerekirken, satış tarihindeki şuf'a bedelinin yatırılmasına karar verilmesi hatalıdır. Daire'ce de bu konu zuhulen göz önünde bulundurulmamış olduğundan, davalının bu yöne ilişkin karar düzeltme isteği de yerinde görülmüştür.
Sonuç:
1- Davalı Y.Ç.nin davacı S.A. yönünden karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 9.6.1998 tarih; 4681-5051 sayılı kararının S.A.yla ilgili davalının itirazlarının reddine dair 1. bölümünün kaldırılarak Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.11.1997 tarih, 1995/611-1997/682 kararının S.A.nın davasının kabulüne dair bölümünün yukarıda 2a bendinde yazılı nedenle BOZULMASINA,
2- Davalının davacı A.A. yönünden karar düzeltme isteğinin şuf'a bedeline ilişkin olarak KABULÜNE, bozma kararımızın bedel ile ilgili bölümü kaldırılarak şuf'a bedelinin yukarıda b2 bendinde açıklandığı şekilde hesabedilmek üzere mahkeme kararının BOZULMASINA, 1. bende göre davacı S.A.nın tashihi karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına gerek olmadığına, 23.10.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy