(743 S. K. m. 658, 659) (1086 S. K. m. 186)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şufa davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava şufalı payın iptali ve davalı adına tescili istemidir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Şufa davasının davalısı şufalı payı iktisaptan önce o taşınmazda paydaş ise onun hakkında şufa hakkı kullanılmaz. Çünkü M.K. nun 659. maddesi bir paydaşın payını üçüncü şahsa satması halinde diğer paydaşların şufa haklarını kullanabileceklerini hüküm altına almıştır. Paydaş üçüncü şahıs sayılmayacağına göre paydaşın paydaş aleyhine şufa hakkı söz konusu olamaz. Dava hakkına ilişkin olduğu için bu hususun davanın her safhada resen gözönünde tutulması gerekir. Bu gibi durumlarda savunmanın genişletilmesinden de söz edilemez.
Şufalı pay dava sırasında bir başka şahsa veya satışı yapan paydaşa satılırsa davacı, usulün 186. maddesi uyarınca seçimlik hakkı haizdir. Dilerse davayı yeni satın alan şahsa yöneltir. İsterse davayı tazminata dönüştürerek dava ettiği şahıs hakkında yürütür. Bu itibarla davacıya seçimlik hakkını kullanılması yönünden mehil verilmesi gerekir. Şufalı payın eski sahibine dönmesi davacının ilk satışla doğan şufa hakkına engel teşkil etmez. Dava, şufalı payı iktisap eden paydaşa yöneltilirse onun hakkında devam ettirilir.
İlk satış bedeli ile ikinci satış bedeli farklı ise davacının hangi satış bedelinden sorumlu olacağı konusu önem taşımaktadır. Son satın alan şahsın iyi veya kötü niyetli olmasına göre durum değişir. Son satın alan şahıs kötü niyetli ise davacı ilk satış bedeli ile aksi halde son satış bedileyle sorumlu olacaktır. Burada ispat külfeti de tabiatıyla davacıya düşecektir. Davacı tanık dahil her türlü delille son satın alan ve dava yöneltilen şahsın ilk satışı ve bedelini bildiğini, buna rağmen muvazaalı olarak şufa hakkını önleme amacıyla bedelin fazla gösterildiğini kanıtlaması gerekir. İkinci satış fazla bedelle ilk satana yapılmışsa, o kimse birinci satışını tarafı olduğu için kötü niyetli olduğunun kabulü icabeder. Davacının ayrıca delil ibrazına gerek yoktur.
Olayımızda: Şufalı payın ilişkin olduğu taşınmazda 1/2 pay sahibi M.D. 15.5.1998 tarihinde payını davalı M.N.T.'a satmış, davacı 9.6.1998 tarihinde açtığı dava ile şufalı payın iptali ve adına tescil kararı verilmesini istemiştir. Bu dava devam ederken M.D. satışı yapılan pay ile ilgili olarak 14.8.1998 tarihinde davalı M.N.T. aleyhine tapu iptal ve tescil davası açmış ve davalı bu davayı kabul etmiş, 18.10.1998 tarihinde tapu iptali ve 1/2 payın yeniden M.D. adına tesciline karar verilmiş, karar kesinleşmiştir. Şufalı pay dava sırasında satışı yapan paydaşa intikal ettiğine göre yukarıdaki esaslar gözönünde tutularak sonucuna göre karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.6.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy