(818 S. K. m. 260)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye ve alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, temerrüt nedeniyle tahliye ve alacak istemine ilişkindir.
Davalı Servet Özcan 28.4.1998 başlangıç tarihli ve 31.12.1998 tarihinde sona erecek kira sözleşmesi ile davacıya ait işyerini kiralamıştır. Davacı Vakıflar İdaresi 28.12.1998 günlü ihtarıile 1998 Haziran ayında eksik ödenen kira ve Temmuz ayında ödenmeyen kira parasının ödenmesini istemiş, ödenmeyince işbu davayı açarak tahliye ve alacak isteminde bulunmuştur.
Davalı kiracı yapılan kira sözleşmesinin dayanağı yasanın Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiğini, ayrıca kira sözleşmesinin iptaline yönelik olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'nde de dava açtığını savunmuştur.
Yerel mahkeme, davalının sözleşmeyi serbest iradesi ile yapmadığını geçerli bir kira sözleşmesi bulunmadığını belirterek temerrüdün söz konusu olamayacağını alacak nedeniyle de görevsizlik kararı vermiştir.
Davacı Vakıflar İdaresi vekili kararı temyiz etmiştir.
Davalının 4331 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önce davacıya ait taşınmazda kiracı olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Anılan yasanın yürürlüğe girmesinden sonra davacı Vakıflar İdaresi yeni kira parasını tespit ederek davalıya tebliğ etmiş ve davalı ile takdir edilen kira parası üzerinden yeni kira sözleşmesini yapmış, davalı takdir edilen kira parası üzerinden düzenlenen kira sözleşmesini hiç bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin imza etmiştir. Ne var ki yeni kira sözleşmesinin yapılmasından sonra 4331 sayılı yasa Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez. Taraflar arasında karşılıklı rıza ve muvafakatla yapılmış bulunan yeni kira sözleşmesinden sonra Anayasa Mahkemesi'nin anılan yasayı iptal etmiş olması sonuca etkili değildir. Bu durumda taraflar arasında sonradan düzenlenen kira sözleşmesinin geçerli bulunduğunun kabulü gerekir. O nedenle davanın esası incelenerek sonucu dairesinde bir karar verilmek gerekirken bundan zuhul ile görevsizlik kararı verilmesi doğru olmayıp, yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.4.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy