(6570 S. K. m. 7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, 2 haklı ihtar ve temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
B.K.260. maddesi uyarınca temerrüt sebebine dayalı tahliye davasını kiralayanın açması gerekir. Kiralayan durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden kimsenin önceden kiracıya ihbar göndererek malik olduğunu, kira bedellerinin bundan sonra kendisine ödenmesini istemesi bu sonuçsuz kalırsa şartlara haiz-temerrüt ihtarı tebliğ ettirmesi ondan sonra dava açması gerekir. Dava hakkına ilişkin bu hususun mahkemece kendiliğinden gözetilmesi icabeder. Kiracıya tebliğ edilen ihtarın yasal şartları taşıması, istenen kira parasının muaccel olması ve bu kira bedelinin en az verilen otuz günlük süre içinde ödenmemiş olması gerekir. Kira parası götürülüp kiralayanın ayağında ödenmesi gereken borçlardan olduğundan ona götürülerek elden verilmesi veya masrafı kiracıya ait olmak şartıyla konutta ödemeli olarak gönderilmesi gerekir. Buna uygun olmayan ödemeler yasal değildir. Ancak buna aykırı bir ödeme teamülü taraflar arasında yerleşmişse ona uygun ödemede geçerli sayılır. Kiracı veya kiralayanın temerrüdü bu esaslara göre çözümlenir.
Olayımızda: Davacı, kiralananı 13.11.1997 tarihinde iktisab ettiğini, iktisabını telefonla davalıya bildirdiğini, 1997 Aralık-1998 Ocak ayı kira paralarının ödenmesini istediği halde ödenmediğini ileri sürerek 2 haklı ihtar ve temerrüt nedeniyle taşınmazın tahliyesini istemiştir. Davalı, iktisaptan haberdar olmadığını, 1997 Aralık ayı kirasını eski malike, 1998 Ocak ayı kirasını ise ihtardan sonra davacıya ödediğinden davanın reddini savunmuştur. Mahkemece 2 nedene dayalı dava açılamayacağı gibi telefonda yapılan ihtarın usulüne uygun olmadığını gerekçe göstererek davayı reddetmiştir.
Birden fazla nedene dayanılarak tahliye davası açılmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Mahkemece tahliye nedenlerinin ayrı ayrı incelenip karar verilmesi gerekir. Mahkemenin birden fazla nedene dayalı olarak tahliye davası açılamayacağı görüşü yerinde değildir.
Davacı, iktisabını ve kira parasının kendisine ödenmesi hususunu davalıya telefonla bildirdiğini iddia etmişdir. İktisabın bildirimi yazılı şekle tabi olmadığından telefonla da bildirilmesi mümkündür. Mahkemenin telefonla bildirimi yasal kabul etmeme görüşü de doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacının davalıya telefonla bildirim yapıp yapmadığı konusunda delilleri isteyip, toplayıp varsa davalının mukabil delillerini istemek, sonucuna göre bir karar vermekten ibaretken yazılı şekilde red kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 17.3.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy