(6570 S. K. m. 7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili dava dilekçesinde davalı ile 1.7.1996 tarihli kira sözleşmesi düzenlediklerini, bu sözleşmenin özel şartlar 6. maddesinde kiracının kiralananı başkasına kiralayamayacağı veya devredemeyeceği yazılı olmasına rağmen kiralananı karısına devrettiğini ve kendisine tebliğ edilen ihtara rağmen sözleşmeye aykırılığın giderilmediğini bildirerek akdin feshi ile kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise bu yerde 1989 tarihinden beri karısının kiracı sıfatıyla iş yaptığını 1996 tarihinde kendisi ile yapılan sözleşmenin dahi karısına vekaleten imzalandığını bu durumu davacının bildiğini, sözleşme tarihinden beri de karısının burayı kullanmasına ses çıkarmayarak zımni muvafakatın oluştuğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 1996 tarihli yazılı kira sözleşmesinin karısı adına vekaleten davalı tarafından yapıldığı kabul edildiği gibi yapılan keşif sırasında bu yeri sevk ve idare edenin de davalı olduğu görüldüğünden davalının kiracı olduğu kabul edilerekakde aykırılık olgusundan da söz edilemeyeceği belirtilip davanın reddine karar verilmiştir.
Kiralanana ait kira sözleşmesini kiracı olarak imzalayanın T.O. olduğu görüldüğünden ve yazılı olan bu belgede eşi adına vekaletten söz edilmediğine göre kiracının davalı şahıs olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca davalı savunmasında kendisinin bu yeri işlettiği konusunda bir beyanda bulunmadığına göre mahkemece savunma dışına çıkılarak kiralananı çalıştıranın davalı tevfik olduğunun kabulü de doğru değildir. Zira davalı yargılamanın her safhasında burayı eskiden beri işletenin eşi E. olduğunu, davacının da bu durumu bilerek ilişkiyi sürdürdüğünün, bu duruma zımnen muvafakat ettiğini belirtmekte ve savunmasını kanıtlama yönünden ibraz ettiğ ibelgeler yanında tanıklarının da olduğunu bildirmiştir. Bu durumda davalının gösterdiği tanıkların celbedilerek savunma doğrultusunda dinlenmeleri ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 13.04.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy