(818 S. K. m. 260)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının 16.8.1992 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile kiralananda kiracı olarak bulunduğunu, ihtar tebliğine rağmen Ağustos-Eylül 1997 ayları kira paralarını 40.000.000.- TL yerine 24.000.000.- TL olarak ödediğinden temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesini, noksan ödenen 16.000.000.- TL kira parasının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının kiralayan olmadığını, kiralananı davacının oğlu Ali Sinan'dan kiriladığını, kaldı ki Ağustos-Eylül ayları kira paralarının aylık 12.000.000.- TL olduğunu, eksik ödemenin söz konusu bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, davacının kiralayan sıfatı bulunmadığından davanın reddine karar vermiştir.
Dosya arasına celbedilen kira paralarının yatırıldığı bankaya ait hesap özetinden kira paralarının davacı adına yatırıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında görülen İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1997/997 Esas-1403 karar sayılı dosya kapsamına göre, davacı kiralayan olarak Haziran 1997 ayı kira parasından eksik ödenen 5.000.000.- TL nedeniyle temerrüt, tahliye ve kira alacağının tahsili davası açmıştır. O davada davalı davacının kiralayan sfatına itiraz etmemiş, davacının elektrik sayacını söktürmesi nedeniyle takdırdığı elektrik sayacı parasına karşılık 5.000.000.- TL'yi kira parasından mahsup ettiğini savunmuştur. Davalının bu savunması karşısında mahkeme kiralayan olan davacının kötü niyetle sayacı söktürdüğünü kabul ile davanın reddine karar vermiş, bu karar temyiz edilmeyerek 24.4.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Açıklanan bu durum karşısında davacının kiralayan olduğunun, davanın açılmasında bir usulsüzlük bulunmadığının kabulü gerekir. Bu durumda işin esası incelenerek bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 3.5.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy