(6570 S. K. m. 7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacılar tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak dava duruşmalı işlerden olmadığından reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava iktisap ve işyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesi ile davalının kirasında bulunan taşınmazın davacıların peynir ticareti yapmak amacıyla satın aldıklarını belirterek işyeri ihtiyacı nedeniyle davalının tahliyesini talep etmiştir. Davalı vekili de davanın süresinde açılmadığını ihtiyacın samimi olmadığını, kira arttırımının amaçlandığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacı E.A.'ın keşide ettiği ihtarnamenin iktisaptan bir ay sonra tebliğ edilmesi nedeniyle 6570 sayılı kanunun 7/d maddesine göre açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmaz davacılar taarfından 1/2'şer hisse itibarıyla 19.9.1997 tarihinde satın alınmıştır. Her iki davacı davalıya ayrı ayrı ihtarname keşide ederek ihtiyaç nedeniyle kiralananı tahliye etmesini istemişler davacı İ.A.'ın ihtarnamesi iktisaptan itibaren 1 ay içinde 15.10.1997'de davacı E.A.'ın ihtarnamesi bir aylık süre geçtikten sonra 24.10.1997'de davalıya tebliğ edilmiştir.
Kiralanandan belirli bir pay alan kimse de diğer paydaşların muvafakatı ile 6570 sayılı kanunun 7/d maddesinden yararlanarak tahliye davası açabilir. Dava her iki paydaş tarafından açıldığına göre bu muvafakat alınmış demektir. Bu durumda davanın süresinde açıldığının kabulü gerekir. Kaldı ki davalı önceki maliklerle yaptığı kira sözleşmesiyle kiralananı 18.7.1995-1.8.1998 tarihleri arasında kiralamıştır. Dava ise 6.8.1998 tarihinde açılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça davanın sözleşmeye ve kiralayanın haklarına halefiyete dayanarak açıldığını belirtmektedir. Böyle olunca dava kira sözleşmesinin hitamını takip eden bir ay içinde ve süresinde açılmış olmaktadır. Mahkemece tarfların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerini toplayarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken davanın süresinde açılmadığından bahile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 3.5.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy