(818 S. K. m. 260) (7201 S. K. m. 22)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava temerrüt nedeniyle tahliye ve kira alacağının tahsili istemidir. Mahkemece tahliye ve alacak isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının 1996, 1997 yılları kirası ile 1998 yılı Ocak ile Temmuz ayları kiraları ile ilgili yasal içerikli ihtarnameye rağmen süresinde ödeme yapılmadığını ileri sürerek taşınmazın tahliyesi ile kira alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ihtarnamenin 18 yaşından küçük olan oğluna tebliğinin usulsüz olduğunu, taşınmaz için yaptığı masrafların mahsubu ile bakiye kira borcunu dava sırasında ödediğini kira borcu bulunmadığını tahliye ve alacağa ilişkin davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davalı adına çekilen ihtarnamenin reşit ve mümeyyiz olmayan ve 18 yaşından küçük bulunan kişiye yapılmış olması nedeniyle sonuç doğurabilecek bir ihtar niteliğinde bulunmadığından temerrütten açılan davanın reddine, ayrıca davalının yaptığı faydalı masrafların kira borcundan mahsup edildiğini, kalan kira alacağının da ödenmiş olduğundan sadece bu miktar üzerinden dava tarihine kadar hesaplanacak yasal faizin tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiştir.
Tebligat Kanununun 22. maddesi "muhatab yerine kendine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 15 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması lazımdır" hükmü yer almaktadır. Hernekadar tebliğ yapılan kişinin 15 yaşından küçük olduğu nufüs kaydı ile kanıtlanmış isede yasada öngörülen sait 15 yaşından küçük olması değil görünüşüne nazaran 15 yaşından aşağı olmaması şartıdır. Böyle bir durumun tebliğ belgesinde işaret edilmediğine göre muhatabın görünüşünün 15 yaşından aşağı olmadığını kabul etmek gerekir. Ayrıca tebligatı alanın bariz bir surette ehliyetsiz olduğu ileri de sürülmediğine göre temerrüt ihtarının usulüne uygun tebliğ edildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda işin esası incelenerek temerrüt nedeniyle tahliye konusunda bir karar verilmek gerekirken red kararı verilmesi doğru değildir.
Ayrıca davalı tarafından kiralanan için faydalı masraf olarak yapıldığı iddia olunan bedelin kira parasından mahsubu da bu dava içinde mümkün bulunmadığı halde yazılı şekilde mahsub işlemi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi de hatalıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün, tahliye ve alacağa yönelik olarak yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.5.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy