(6570 S. K. m. 7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava 6570 Sayılı Kanunun 7/son maddesi gereğince kiralananın tahliyesi isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
6570 Sayılı Kanunun 7/son maddesi aynı şehir veya belediye hudutları içinde kendisinin veya birlikte yaşadığı eşinin uhdesinde kayıtlı oturabileceği meskeni bulunan kimsenin kirada oturğu yeri malikin isteği üzerine tahliye etmeye mecbur olduğu hükmünü ihtiva etmektedir. Bu maddenin öngördüğü şartlar sırasıyla varlığı iddia olunan konutun aynı şehir veya belediye sınırları içinde olması, kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin uhdesinde kayıtlı olması ve konutun oturulabilir nitelikte bulunmasıdır.
Olayımızda, davalının aynı belediye sınırları içinde, Tarabya Şenevler Aydın Sokak No: 14/13 nolu adresinde kendisine ait olduğu ileri sürülen konutu 8.10.1998 tarihinde açılan davadan önce 17.12.1997 tarihinde M.G.Y.'a 416.000.000.- TL bedelle sattığı celbedilen tap kaydıyla sabittir. Yine satıcı ve alıcı arasında yapılan 17.12.1997 tarihli protokole görede davalının 1998 yılı sonuna kadar binadaki mevcut eksiklikleri gidereceği, elektrik, su, doğalgaz bağlatacağı, mutfak, banyo dolaplarını yaptıracağı, kabarmış parkeyi yeniden döşeyeceği, bunun için gerekli yönetim giderlerini alıcı adına ödeyeceği ve bu şekilde oturmaya elverişli olarak teslim edeceği anlaşılmaktadır. Mahkemece davalının satış tarihinden sonra da kat malikleri toplantılarına iştirak etmesi ve yönetim giderlerine katılması davalının kötüniyetli olduğu ve muvazaalı satış olarak değerlendirilmiş ise de anılan protokol hükümleri karşısında bunun kabulü mümkün değildir. Davacı tarafça ibraz edilen belgelerde yine protokol gereği 1998 yılına aittir. Bu durumda kayden davanın açıldığı tarihte davalının uhdesinde kayıtlı bir meskenin varlığından söz edilemez.
Kaldı ki, celbedilen tapu kaydından satıştan önce davalıya ait olduğu iddia edilen 60/400 arsa paylı birinci kat (9) nolu meskenin 12/60 payı H.S., 12/60 payı davalı F.A. ve 36/60 payı A.D. lehlerine kat irtifaklı olduğu anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle taşınmaz malın tamamı davalının değildir. Başka paydaşlar da bulunmaktadır. Bu paydaşların muvafakatı olmadan davalının taşınmaz malda oturması mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne ilişkin hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.05.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy