(818 S.K. m. 260)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ile kira alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili kiralananda kiracı bulunan davalının Ocak, Şubat, Mart 1998 kiralarını eksik ödediğini, kendisine tebliğ ettirilen ihtarın da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek kiralananın tahliyesini ve 84.000.000.- lira'nın tahsilini istemiştir.
Davalı tuvalet ve banyodaki arızaların giderilmesi için masrafı kiradan kesilmek üzere tamirat yapılması konusunda davacının muvafakat verdiğini, kendisinin de bu muvafakata dayanarak yapılan masraf kesildikten sonra kalan kirayı davacıya ödediğini, temerrütten bahsedilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece kiralananda meydana gelen arızalar nedeniyle kiracının ancak kira bedelinin indirilmesinin veya kira aktini feshetme hakkının bulunduğunu yapılan masrafların kira bedelinden düşürülemeyeceği kabul edilerek bu masrafların bedelden düşüldükten sonra kalanın ödenmesiyle temerrüt olgusunun gerçekleştiği kabul edilerek tahliyeye ve istenilen miktardaki kira alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Dinlenilen davalı tanıkları kiralananda meydana gelen ve derhal giderilmesi gereken arızaların kendisi tarafından yapılması konusunda davacıdan muvafakat alındığını ve davacının bedeli kiradan mahsup edilmek üzere gerekli onarımın davalı tarafından yapılmasına muvafakat edildiği hususunda beyanda bulunmuşlardır.
Bu durumda mahkemenin kira bedelinden bu masrafların mahsup edilemeyeceği görüşü doğru değildir.
Davalı yaptığı bu masrafların tutarını dosyaya ibraz ettiği belgelerle kanıtlamış ve ihtarla istenen miktardan kalan 4.500.000.- lira'yı da verilen süre içerisinde ödemiştir. Bu durumda noksan ödeme dahi söz konusu olmadığından temerrütten bahsedilemeyeceği gibi ödenmemiş bir alacak da var olmadığından hem temerrüt hem de alacak isteminin reddine karar vermek gerekirken mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 8.6.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy