(818 S. K. m. 260)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-kira alacağı davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ile arasındaki kira sözleşmesinin 1979 yılında annesi Z. ile kurulduğunu, annesi Z.'nın ölümünden sonra 1987 yılına kadar mirasçıları olan kendisi ve babası ile devam ettiğini, 1987 yılından babasının vefatı ile sözleşmenin kendisi ile devam edip geldiğini, davalının peşin yıllık ödemesi gereken kiraları 15.5.1993 yılına kadar kendisine ödediği halde 15.5.1993 tarihinde ödenmesi gereken 30.000.000.- TL'yi ihtarname tebliğine rağmen ödemediğinden temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesini ve kira alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı, istenen kira paralarını kiralananın paydaşlarından Ö.K.'ya ödediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, 1993, 1994, 1995 yıllarına ait kira sözleşmelerinin paydaş Ö.K. ile yapıldığını, kira bedellerinin ona ödendiğini, davacının keşide ettiği ihtarnamelerde sadece payına düşen miktarı istemeyip tümünü istediğini gerekçe göstererek davayı reddetmiştir.
Kiralanana ait ilk kira sözleşmesinin davalı ile davacının murisi Z.B. arasında 15.5.1979 yılında yapılmıştır. Z.'nın ve mirasçılarından S.B.'ın ölümü ile de Z.'nın tek mirasçısı olan davacı H.U. tarafından 15.5.1989'dan 15.5.1991 tarihine kadar yeni sözleşmeler yapılmıştır. Son sözleşmede kira bedelinin yıllık peşin ödeneceği belirlenmiştir. Davacının kiralayan olduğu ve kiraların o tarihe kadar davacıya ödendiği ihtilafsızdır. Daha sonra paydaş olan Ö.K. ile davalı arasında iddia edildiği gibi bir sözleşme yapılmış olsa dahi bu sözleşme H. ile davalı arasındaki kira ilişkisini ortadan kaldırmayacağına göre davacı H.'nin kiralayan sıfatına dayanarak kira bedellerinin tümünü isteme yetkisi vardır. Davacı H.'ye ödeme yapılmadığı davalı tarafça da kabul edildiğine göre temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekirken yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru değildir.
Ayrıca davacının alacak isteği yönünden de gerekli inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken alacak istemininde reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 28.6.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy