(6570 S. K. m. 7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava konut ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verlmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmişltir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının halen eşi oğlu, gelini ve torunu ile birlikte kirada oturduğunu, esasen hep bir arada oturabilmek için daireyi davalıya kiraladığını, ancak evde gelin-kayınvalide çekişmesi olması, torununun büyümesi ve oğlunun da evin geçimine katkıda bulunmaması nedeniyle kiralananı oğlu, gelini ve torununa tahsili etmek istediğini; ihtiyacın acil ve zorunlu olduğunu belirterek, davalının tahliyesini istemiştr.
Davalı vekili ihtiyaç iddiasının samimi olmadığını, kira tespit davası ile istediği kirayı alamayan davacının bu davayı açtığını, asıl amacının kira bedelini arttırmak olduunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemce kira tespit davası ile kirayı istediği kadar arttıramayan, davacının davayı kötü niyetle açtığı kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
6570 Sayılı Yasa'nın 7/b bendinde kiralayan taşınmazı, kendisi veya eşi veya çocukları için mesken olarak kullanmak ihtiyacında kalırsa, kira sözleşmesinin sonunda kiralananın boşaltılması dava açabilir denmektedir. Bir kimsenin gerek kendi ve gerekse eşi veya çocuğunun başka bir yerde oturması ihtiyacın başlıca delili sayılması gerekir. Olayımızda davacının eşi, oğlu, gelini ve torunu ile kirada oturduğu sabittir. Kaldı ki kiranın rayice uygun olarak arttırılımasını isteme ihtiyacın samimi olmadığını göstermez. Davacının ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açtıktan sonra dahi kiranın arttırılmasını istemesi mümkündür. Kira tespit davasının sonucu bu davayı etkilemez. Hiçbir şahit de davacınn kirayı bu miktarda artırmazsanız buradan sizi çıkartırım gibi bir tehditte bulunduğu hususunu bildirmemiştir. Bir kemsinen kanuni hakkını kullanması kötü niyetli sayılmasına yeterli değildir. İhtiyaç iddiası dosya münderecatına göre sabit olduğundan, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nin 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden iadesine, 20.09.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy