(3402 S. K. m.27) (2762 S. K. m.41)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden Hazine vekili Avukat ... ile aleyhine temyiz istenilen V... Genel Müdürlüğü vekili Avukat .. geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak gereği düşünüldü:
Karar: Tapulama sırasında dava konusu taşınmaz genel mahkemede davalı olduğundan söz edilmeksizin Temmuz 313 tarih 20 ila 29 nolu tapu kayıtlarına, tapu dışı satın almaya, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı adına tespit edilmiştir. Hazine ve üçüncü şahıslar tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve yargılama sırasında birleştirilen tescil ve meni müdahale davaları Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. V... Genel Müdürlüğü ... Vakfına ait 6 Recep 994 H (1585 M.) tarihli Vakfiyeye dayanarak davaya katılmıştır. Kadastro Mahkemesinde davalar tefrik edilerek yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın Sinan Paşaya ait Vakfiye kapsamında kaldığı ve Hazinenin davasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine, müdahil Vakıflar İdaresinin davasının kabulüne, taşınmazın ... Vakfı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 27. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan davanın konusunu oluşturan parsellere ait davaların birleştirilerek görülmesi zorunludur. Bu nedenle, Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılama sırasında düzenlenen 2.8.1958 ve 15.11.1961 tarihli krokiler kapsamında kalan taşınmazlara ait davaların birleştirilerek görülmesi gerekirken tefrik kararı verilerek hüküm kurulması doğru değildir.
Ayrıca, Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Vakfiyenin kapsamı ve niteliği kesin olarak belirlenmemiştir. Vakfiyenin tapu niteliğinde olup olmadığı yeterli şekilde ve üç kişilik uzman bilirkişi ile araştırılmamış, Vakfın cinsi kesin olarak belirlenmemiştir. 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 41. maddesi gereğince doğrudan hayrat olmayan ve vakıfnamesi tapu niteliğinde bulunmayan taşınmazların zilyetlikle kazanılması mümkündür. Hazine tarafından tescil davasının 12.6.1950, Hüsnü ... ve arkadaşlarının elatmanın önlenmesi davasının ise 25.6.1951 tarihlerinde açıldığı belirlenmiştir. Davadaki değerlendirmelerin dava tarihlerine göre yapılması zorunlu bulunmaktadır. Medeni Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin 903 sayılı Kanunun kazanılmış hakları ortadan kaldırmadığından dava konusu olayda Medeni Kanunun 81/B maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu nedenle, öncelikle taşınmazın zilyetlikle iktisaba elverişli olup olmadığı saptanmalı, dava tarihine kadar zilyetlikle iktisap şartlarının kişiler yararına oluşup oluşmadığı tartışılmalıdır.
Davalılar Mart 1296 tarih 31 ila 40 numaralı sicilden intikal eden Temmuz 1313 tarih 20 ila 29 numaralı tapu kayıtları ile bunların tedavül kayıtlarına dayanmışlardır. Mahkemece davalı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulmamış, dava konusu başka parsellere revizyon görüp görmediği belirlenmemiştir. Davalıların dayandıkları tapu kayıtları yerel bilirkişi kurulu aracılığı ile usulen uygulanmamış, kayıtların sınırları ayrı ayrı bilirkişilere açıklattırılmamış, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden davalılara tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmamıştır. Davalı tapuları incelendiğinde bu kayıtların öncesinin Sinan Paşa Vakfına ait olduğunun açıklandığı görülmüştür. Davalı tapularının öncesinin vakıf olması nedeniyle vakfiye kapsamında kalsa bile davalı tapularına sınırların niteliğine göre kapsam belirlenmesi zorunlu bulunmaktadır. Mahkemece bu yönde hiçbir araştırma yapılmaksızın hüküm kurulması da doğru değildir.
Sonuç: Açıklanan şekilde deliller toplandıktan sonra uygulama yapılarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 65.000.000 TL. avukatlık ücretinin aleyhine temyiz olunandan alınarak duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davacı Hazineye verilmesine, 30.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy