(818 S. K. m. 260)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve 361.000.000.-TL kira alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece tahliye davasının reddine, 161.000.000.-TL kira alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından tahliyeye yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, sözleşmeye göre yıllık 561.000.000.-TL olan kira parasının yıllık nakit ve peşin ödenmesi gerektiğini, davalının kira bedelini ödememesi nedeniyle kendisine temerrüt ihtarnamesi gönderildiğini, davalının ödemede bulunmayarak temerrüde düştüğünü belirterek davalının kiralanandan tahliyesine ve 561.000.000.-TL kira alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, kira bedeline karşılık değişik vade tarihli 100.000.000.-'er TL bedelli 4 adet bono verdiğini ve bunları ödediğini, kira bedelinin neden kira sözleşmesinde 561.000.000.-TL olarak yazıldığını bilmediğini savunmuştur.
Mahkemece, ihtarnamenin temerrüt koşullarını taşımaması nedeniyle tahliye davasının reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 15.8.1999 başlangıç tarihli ve 1 yıl sürelidir. Sözleşmeye göre yıllık kira parası 561.000.000.-TL olup, yıllık nakit ve peşin ödenecektir. Bu şart geçerli olup, tarafları bağlar. Davalının kira parasını ödememesi nedeniyle davacı 15.12.1999 tarihinde keşide ettiği temerrüt ihtarnamesi ile yıllık kira parasının 30 gün içinde vakfa ödenmemesi halinde temerrüt sebebiyle kiracı hakkında tahliye ve alacak davası açılacağını, diğer yasal hakların kullanılacağını bildirmiş, bu ihtarname 17.12.1999 tarihinde davalıya tebliğ olunmuştur. İhtarnamedeki "tahliye davası açılacağı" ibaresi akdin feshini de kapsar. Bu itibarla yasaya uygun olarak düzenlenmiş olan bu ihtarnamenin geçersiz olduğu kabul edilerek temerrüde esas tutulmaması usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece tahliyeye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 3.4.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy