(6570 S. K. m. 7) (7201 S. K. m. 20, 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve alacak istemine ilişkin olup mahkemece istem gibi karar verilmiş karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Toplanan delillere, dosya kapsamına, hükmün dayandığı gerekçelere ve alacak miktarının hesaplanmasında bir hata bulunmamasına göre davalı vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazı yerinde değildir.
2- Tahliyeye ilişkin temyize gelince;
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi her şeyden önce tarafların yargılama gününü bilmeleri ile mümkündür. HUMK'nun 73. maddesi, mahkeme tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun davet etmeden hükmünü veremez kuralını içermektedir.
Hukuk mahkemelerinde asıl olan tarafların huzuru ile yargılamanın yürütülmesi olup usulün olanak tanıdığı hallerde duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda yargılananın yürütüldüğü hallerde vardır. Bu gibi durumlarda gerekli uyarıyı taşıyan çağrı kâğıdının tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak sonuca ulaşılması gereklidir. Bu itibarla tebligat, bilgilendirme özelliği yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. 7201 sayılı tebligat kanunu ve tüzüğünün amacı da tebliğin muhatabına ulaşması konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bunun belgeye bağlanmasıdır.
Tebligat Kanunu'nun 20-21 ve tüzüğün 28. maddesi gereğince muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan her biri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesini muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazıp imzalaması gerekir.
Olayımızda, davalıya gönderilen temerrüt ihtarında davalının ne sebeple adreste bulunmadığı tevsik edilmemiştir. Bu durumda davalıya usulüne uygun şekilde yapılmış bir ihtardan söz edilemez. İhtar dava şartı olduğuna göre şartları gerçekleşmeyen temerrüt sebebine dayanan davanın reddine karar verilmesi gerekirken tahliye kararı verilmesi hatalıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenle alacağa ilişkin hüküm kısmının ONANMASINA, 2. bentte yazılı nedenle tahliyeye ilişkin hüküm kısmının BOZULMASINA ve onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına 4.4.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy