(3402 S. K. m.10, 14, 46)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden Zaman vs. vekili ve Hazine vekili Avukat ile aleyhine temyiz istenilen M.Erdal vs. vekili geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Hazine tarafından 13.1.1953 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde Mustafa , Mustafa , Mehmet ve İsmail a karşı, 15.1.1951 tarih 24 nolu (Toprak Komisyonunca oluşturulan) tapu kaydına dayanılarak açılan meni müdahale davası (245 nolu parsel için) tutanak düzenlenmekle görevsizlikle Tapulama Mahkemesine devredilmiştir. Anılan dava nazara alınmaksızın 18.9.1958 tarihinde 245 parsel sayılı 67.250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 15.1.1951 tarih 24 nolu tapu kaydına istinaden Hazine adına tespit edilmiş, Ali , Mustafa , Mustafa , Mehmet Emin ve Mehmet ın itirazları 9.1.1989 tarihli komisyon kararıyla reddedilmiştir. İtirazı Komisyonca reddedilen Mehmet Erdal ve arkadaşları 255 nolu parsele revizyon görmüş olan tapu kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. 255 parsel sayılı 205.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kayıtları ve kayıt sahiplerinin tasarrufları nedeniyle Fatma ve müşterekleri adına 24.9.1958 tarihinde tespit edilmiş, Hazinenin itirazı 9.1.1989 günlü komisyon kararıyla kabul edilerek taşınmazın tapu miktarınca kısmı (55.158 metrekare) tespit maliklerine bırakılmış, miktar fazlası bölümün (A=149.842 metrekare) Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Mehmet Erdal ve arkadaşları taşınmazın tamamının adlarına tescili istemiyle 255 sayılı parsele revizyon görmüş olan tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. 250 parsel sayılı 79.250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 19.9.1958 tarihinde tapu kayıtları ve kayıt sahiplerinin tasarrufları nedeniyle Fatma ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. İtirazı Komisyonca reddedilen davacılar Mehmet , Mehmet ve Mehmet taşınmazın adlarına tescili istemiyle dava açmıştır. Zilyetliğe dayalı itirazı komisyonca reddolunan Mustafa in oğulları Mustafa ve Hacı Abdullah 250 nolu parselin 40 dönümlük bölümünün zilyetliğe istinaden adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır. Mahkemece, davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; Mehmet Erdal ve arkadaşlarının 245 ve 255 parsele yönelik davalarının kabulüyle anılan parsellerin Fatma ve müşterekleri (Solak Yakup varisleri) adına paylı olarak tesciline, Hazinenin davasının reddine, 250 nolu parsele yönelik davacı ve müdahillerin istemlerinin reddiyle tespitte uygulanan tapu kaydına göre paylı olarak Bahri ve müşterekleri (Solak Yakup ve Süleyman varisleri) adına tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine ile 250 nolu parsele yönelik olarak Müdahil Mustafa , Hacı Abdullah ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, çekişmeli parselin davalı tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı saptandığına, müdahillerin zilyetliğinin tespit tarihine kadar iktisap sağlayıcı süreye ulaşmadığı belirlendiğine göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle çekişmeli 250 sayılı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2-Dava konusu 245 ve 255 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Mahkemece çekişmeli parsellerin davacı ve davalılar Solak Yakup mirasçılarının dayandıkları Şubat 1299 tarih 49 numaralı sicilden gelen Şubat 1951 tarih 56 ve Nisan 1958 tarih 23 numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Dayanak tapu kaydının mevkii Karaağıl dır. Çekişmeli parsellerin bulunduğu mevki adının ise Yapı, Kırıkyapı, Kırmıtlı olduğu yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından bildirildiği gibi, incelenen tutanaklardan da anlaşılmaktadır. Karaağıl mevkinin çekişmeli parsellerin bulunduğu bölgeye uzak olduğu 25.9.1978 tarihli keşifte açıkça bildirilmiştir. Daha sonraki keşiflerde bu bölgeye karaağıl mevkii de denebileceğine ilişkin bildirimler maddi delillere aykırı düşmektedir. Tapu kaydının oluşturulduğu tarihteki sınırları Bekir tarlası ve tarik ve Güli ve mera şeklindedir. Kaydın tedavülü sırasında yönlendirme yapıldığı ve sahibi senet ibaresinin eklendiği, kuzey sınırının Burhanlı Hacı Ahmet tarlası olarak gösterildiği ve Gülinin keli, meranın ise mera ve Hasan şeklinde değiştirildiği belirlenmiştir. Kaydın intikali sırasında yapılan değişikliklerin yasal ve haklı dayanağı kanıtlanamadığından kaydın sınırlarındaki değişikliklere değer verilmesi mümkün
değildir. Kök tapu kaydının tarik dışında hiçbir sınırı zeminde bulunmamaktadır. İntikal sırasındaki sınırları değiştiren tapu kaydında ise mera, Hasan tarlası, Bekir ve Keli sınırları gösterilememiştir. Her ne kadar bilirkişiler Keli sınırının batıda olduğunu açıklamışlar ise de batıda yol olduğuna göre aynı yönde hem yolun, hem kelinin bulunması ve bunların kaydın oluşturulduğu tarihte aynı yönde ayrı ayrı gösterilmesi mümkün değildir. Kaldıki, 25.9.1978 tarihli keşifte Hacı tarlasının Karaağıl mevkiinde olduğu bilirkişiler tarafından bildirilmiş olduğu gibi, Hacı Ahmete ait 232 sayılı parsele revizyon gören Aralık 1936 tarih 43 nolu tapu kaydı güneyde Kınıkoğlu tarlasını okumakta, kayıtlar birbirini doğrulamamaktadır. Mevkii ve üç sınırı uymadıkça bir kaydın o yere ait olduğu kabul edilemez. Kadastro sırasında kaydın yanlış revizyon görmesi sonuca etkili değildir.
Dava konusu 245 sayılı parselin Hazinenin dayandığı ve 4753 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan tapu kaydı kapsamında kaldığı tartışmasızdır. Kaydın oluştuğu tarihe kadar taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 ve 14.maddesinde öngörülen iktisap şartlarının oluşmadığı 25.9.1978 tarihli keşifte açıkça belirtilmiştir. Mahkemece değerlendirmede yanılgıya düşülerek dava konusu parselin kayıt malikleri adına tesciline karar verilmesi doğru değildir. Hazine tapusunun kuzey sınırı hali okumakla taşınmazda zilyetlik bulunmadığını kanıtlamaktadır. Bu nedenle dava konusu 245 sayılı parselle ilgili davanın reddine ve taşınmaz tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Dava konusu 255 sayılı parsel kadastro sırasında payları oranında Solak Yakup mirasçıları adına tespit edilmiş, Hazinenin itirazı üzerinde tapulama komisyonu tarafından 9.1.1989 tarihli kararla tespit iptal edilerek taşınmazın 55.158 metrekare miktarındaki bölümünün tespit gibi Fatma Akın ve paydaşları adına, geri kalan ve krokide A harfi ile gösterilen 149.842 metrekare miktarındaki bölümün ise Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Hazine tarafından komisyon kararına karşı dava açılmamış olmakla komisyon kararı Hazine yönünden kesinleşmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazın 149.842 metrekare miktarındaki bölümüne ilişkindir. Solak Yakup mirasçılarının taşınmaza zilyet oldukları anlaşılmaktadır. Bu kişilere başkaca tapu veya vergi kayıtları olup olmadığı sorulmalı, varsa ilgili kayıtlar getirtilmeli, kayıtların revizyon görüp görmediği ilgili merciilerden araştırılmalı, revizyon görmüşse tutanak örnekleri getirtilmeli, kayıtlar usulen uygulanmalı, sınırlarının niteliğine göre kapsamları belirlenmeli ve kayıtlar uyarınca hüküm kurulmalıdır. Zilyet olan kişilerin başka tapu kaydı veya vergi kaydı yok ise kadastro tespit tarihi olan 24.9.1958 tarihine kadar zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Tespit tarihine göre dava konusu olayda 766 sayılı Tapulama Kanununun değiştirilmeden önceki 33.maddesi hükmünün uygulanması zorunludur. Zilyet olan kişiler kayıt ve belgesiz olarak 100 dönüm miktarında taşınmaz iktisap
edebilirler. Miktar sınırlaması yönünden hesaplama yapılırken tapu kaydının yanlışlıkla revizyon görmüş olması 55.158 metrekarelik bölüm yönünden zilyet olan kişiler yararına ayrı bir hak doğurmaz. Bu durumda komisyon kararının kesinleşen bölümde dikkate alındığında çekişmeli parselin 100.000 metrekare miktarındaki bölümünün payları oranında Fatma ve müşterekleri adına, taşınmazın geri kalan 105.000 metrekare miktarındaki bölümünün ise Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile çekişmeli 245 ve 255 sayılı parsellere ilişkin hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 65.000.000 TL. vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak, duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davacı Hazineye verilmesine, 7.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy