(6570 S. K. m. 7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkin olup, mahkemece tahliye kararı verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacılar vekili davalının Borçlar Kanununa aykırı olarak müvekkilden kiraladığı mecuru, imar yasalarına aykırı ilaveler yaparak akde aykırı davrandığını, binanın üst katına 4. bir kat ilavesi yaptığını, ön cephede boydan boya uzanan balkonları kapatarak salonu yıkıp balkonlarla birleştirdiğini, arka cephede giriş katına eskiden yapılan ilavenin üzerine çıktığı 3. kat ile ara dairelere yapılan ilavelerin kaldırılması için süreli ihtar keşide edilmesine rağmen akde aykırılığı gidermediğinden tahliyesini talep etmiştir.
Davalı vekili, 1.1.1981 tarihinden beri kiracı bulunduklarını, sözleşmede tadilat yapma yetkisinin verildiğini yapılan tadilattan davalıların haberdar olduklarını, zımni muvafakat nedeni ile davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, kat çıkmaya varan, imara aykırı olarak yapılan tadilatlara davacıların rızasının olduğunun kabulünün mümkün olmadığı gerekçesi ile tahliye kararı vermiştir.
Taraflar arasındaki 1.1.1981 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesinin 1. maddesinde "kiracı dispanser olarak kullanmak için teknik sorumluluklara uymak şartıyla gereken değişikliği yapar. Tahliye anında eski hale getirecektir. Mal sahibi isterse kalabilir" 1.1.1997 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesinin 5. maddesinde de "Kiracı dispanser olarak kullanmak üzere binada yaptığı tadilatı mecuru tahliye ettiğinde bırakacaktır. Bunlar için herhangi bir ücret talep etmeyecektir" hükmü yer almaktadır.
Davalı yapılan tadilatların davacının muvafakatı ile yapıldığını bu hususta tanıklarının bulunduğunu savunmuştur. İleri sürülen husus maddi vaka olması nedeni ile tanık dinlenmesi mümkündür. Bu durumda davalının varsa davacının tanıkları celbedilerek dava dilekçesinde yazılı tadilatların ne zaman yapıldığı, davacının bilip bilmediği, zımni muvafakatının olup olmadığı sorularak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken noksan inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 3.2.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy