(818 S. K. m. 260)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme davayı kabul etmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacılar vekili, davalının 1999 yılında ödemesi gereken 450.000.000.- TL kira bedelini ödemediğinden kendisine ihtar keşide edildiğini, ihtarın tebliğine rağmen ödemede bulunmadığından temerrüt nedeniyle kiralanandan tahliyesini ve ödenmeyen yıllık 450.000.000.- TL kira alacağının temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı vekili ise 1.1.1995 başlangıç tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, her yıl kirayı peşin ödediğini, 1.9.1999 tarihinden başlayan dönem için de kirayı peşin ödediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, temerrüt olgusunun gerçekleştiğinden davalının kiralanandan tahliyesine, ödenmeyen yıllık 450.000.000.- TL kira alacağının 25.12.1999 tarihinden itibaren %80 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacılar malik sıfatıyla bu davayı açmışlardır. Dosya içerisinde mevcut tapu kaydının incelenmesinde kiralanan 1/2'şer paylı olarak davacılar adına kayıtlı bulunduğu görülmektedir. Müşterek mülkiyete tabi taşınmazlarda temerrüt ihtarının pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanarak keşide edilmesi ve yine pay ve paydaş çoğunlmuğu sağlanarak davanın açılması icab eder. Davanın açılmasında bir usulsüzlük yok ise de temerrüt ihtarı paydaşlardan sadece davacı M.T. tarafından keşide edilmiş bulunduğundan hukuki sonuç doğurmaz. Bu noksanlığın yargılama sırasında giderilmesi de mümkün değildir. Bu durumda temerrüt nedeniyle açılan davanın reddine karar vermek gerekirken, tahliye karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davalı yıllık kira parasına temerrüt ihtarına konu 450.000.000.- TL'yi ödediği savunmasını kanıtlayamadığına göre 450.000.000.- TL kira alacağının yasal faiziyle birlikte tahsiline karar vermek gerekirken %80 faiziyle birlikte tahsiline karar verilerek yazılı gerekçe ile hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 20.6.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy