(818 S. K. m. 266)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalılardan H D tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesi ve tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı H D tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili kira sözleşmesinde devredilemeyeceğine dair hüküm bulunduğu halde kiracı H D'in kiralananı davalı A D'e devrettiğini, kiralananın hor kullanıldığını bildirmiş kiralananın tahliyesini ve kiralananda meydana gelen hasar karşılığının da tazminat olarak tahsilin istemiştir.
Akde aykırılıktan bahsedilebilmesi için öncelikle kiracıya bir ihtarname gönderilerek akde aykırılığın giderilmesi ve kiralananın eski hale getirilmesi için uygun bir süre verilmesi gerekmektedir. Sözleşme davacı ile davalı H D arasında yapılmış olup, dava açılmadan önce kiracı H D'e gönderilmiş böyle bir ihtar mevcut değildir. Bu nedenle akde aykırılıkta tahliye kararı verilmesi doğru değildir. Ayrıca Borçlar Kanunu'nun 266. maddesine göre kiracı kiralananı ne halde teslim almışsa o halde geri vermekle mükellef kılınmıştır. Tahliye henüz gerçekleşmediğinden davalının tazminatla yükümlü tutulması da kabul edilemez.
Bu durumda tahliye ve tazminata ilişkin olarak açılan davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temiz harcının temyiz edene iadesine 8.2.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy