(6570 S. K. m. 7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, yazılı taahhüt nedeniyle kiralananın tahliyesi icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının 17.3.1999 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin özel şartlarının 7. maddesinde kiralananı 17.3.2000 tarihinde tahliye edeceğini kabul ettiği halde bu taahhüdüne uymadığını belirterek tahliye isteminde bulunmuştur. Davalı, tahliye taahhüdünü içeren sözleşmenin davacı ile aralarında düzenlenen ikinci sözleşme olduğunu, özel 7. maddenin sonradan davacı tarafından doldurulduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, kira sözleşmesi yapılırken sözleşmeye yazılan taahhüt geçersiz olduğundan davanın reddine karar vermiştir.
Taraflar arasındaki ilk kira sözleşmesinin 17.3.1997 tarihinde bir yıl süreli olarak yazılı biçimde yapıldığı ihtilafsızdır. Davalı, bu sözleşmeden sonra 17.3.1999 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olarak yeninen sözleşmenin özel şartlar bölümünün 7. maddesinde kiralananı 17.3.2000 tarihinde tahliye edeceğini kabul etmiştir. Bu durumda davalının kiralananda otururken yenilenen kira sözleşmeli ile verdiği tahliye taahhüdü serbest irade mahsulu olduğundan geçerlidir. 4.10.1944 gün ve 15-20/28 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kira ilişkisinin başladığı anda veya ondan önce verilen tahliye taahhütlerine ilişkindir. Olayda bahsi geçen İçtihadı Birleştirme Kararı'nın uygulama olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan 17.3.1999 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesindeki imza davalı tarafından inkar edilmemiştir. Davalının savunduğu gibi sözleşmenin 7. maddesinin davacı tarafından sonradan doldurulduğu kabul edilse bile davalı imzaladığı sözleşmenin boş kısmının istenildiği gibi doldurulacağını peşinen kabul etmiştir ve bunun sonucuna katlanması icap eder. Bu itibarla taahhütname geçerli olduğuna, davalıyı bağladığına ve süresinde tahliye isteminde bulunulduğuna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi görüşle red kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 24.4.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy