(1086 S. K. m.455)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte taraflara tebligat yapıldığı halde gelmedikleri görülerek evrak üzerinde inceleme yapılmasına karar verildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 39 parsel sayılı 122.775 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Nisan 89 tarih 61 ve 62 nolu pay tapularına dayanılarak ölü Abdullah ve Mustafa adlarına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı taraf (Abdullah varisleri), Mustafa mirasçılarını hasım göstermeksizin Mehmet ve arkadaşlarına karşı dava açmıştır. Yargılama sırasında Mustafa mirasçıları davaya dahil edilmiştir. 7.Hukuk Dairesinin 30.1.1995 tarihli bozma ilamına uyan Mahkemece 10.10.1995 tarih 1995/57 esas 57 sayılı kararla davanın husumet yönünden reddine, taşınmazın tespit gibi Hacı İbrahim oğlu Abdullah ve Ali oğlu Mustafa adlarına tesciline karar verilmiştir. Hüküm temyiz edilmeksizin 10.1.1996 tarihinde kesinleşmiş ve tescil işlemi yapılmıştır. Ali Solmaz vekili hasım göstermeksizin 4.8.1999 tarihli dilekçeyle, Ali oğlu Mustafa nın varisleri olarak karar başlığında geçtiği şekilde Mustafa varislerinin belirtilmesini tavzihen talep etmiştir. Mahkemede talebi kabul ederek karar başlığındaki Mustafa varisi olarak belirtilen kişilerin adına, aynı tarihte, tavzihen tescil kararı vermiştir. Abdullah varisleri vekili hükmü temyiz etmiştir.
Mahkemece 1995/57-57 esas ve karar sayılı ilamda malik olarak ismi yazılı Ali oğlu ölü Mustafa isminin tavzihen değiştirilmesi ve kütüğün malikhanesine Mustafa mirasçısı olduğu kabul edilen Mustafa Solmaz ve arkadaşlarının yazılmasına karar verilmiş ise de, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi, değerlendirme de dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 455.maddesi gereğince hüküm müphem ve gayri vazıh olur veya mütenakıs fıkraları ihtiva ederse icrasına kadar iki taraftan her biri iphamın tavzihini ve tenakuzun refini isteyebilir hükmünü ihtiva etmektedir. Hükmün müphem olduğu inancında olan taraf mahkemeden dilekçe ile tavzih talebinde bulunabilir. Dilekçeyi alan mahkeme karşı tarafı tavzih talebinden haberdar etmek zorundadır. Mahkeme yapacağı değerlendirme sonunda bir karar vermek durumundadır. Kanunun açık hükmünden de anlaşılacağı üzere tavzih talebi ancak hükmün müphem ve gayri vazıh olması veya mütenakıs fıkraları ihtiva etmesi durumunda söz konusudur. Olayda yasada belirtilen şartlar gerçekleşmediği gibi, infaz edilen hükmün tavzihi de mümkün değildir. Mahkemece Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 455.maddesinde yazılı şartların gerçekleşmediği nazara alınmadan ve tavzih dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden talebin kabulü yönünde hüküm kurulmuş bulunması isabetsiz olduğu gibi, hiçbir araştırma ve inceleme yapmadan ilk kararda malik Ali oğlu ölü Mustafa olarak belirtildiği halde tavzihen Yusuf oğlu Mustafa mirasçıları adına tescile hükmedilmiş bulunması da yasaya aykırıdır.
Sonuç: Tavzih talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy