(743 S. K. m. 658, 659)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şufa davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava önalım hakkı nedeniyle iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin 181 parsel sayılı taşınmazda 1/35 pay sahibi olduğunu, taşınmazdaki diğer payların davalıya satıldığını belirterek bu payların davalı adına oluşan tapusunun iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının noterde düzenlenen feragatname ile davadan ve önalım hakkından feragat ettiğini, bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkeme yasal süre geçirildiğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir.
26/35 pay sahibi olan maliklerin 26.3.1997 de, 5/35 pay sahibi maliklerin 27.3.1997 de, 2/35 pay sahibi maliklerin 31.3.1997 de davalı Abdullah Erdoğdu'ya paylarını sattıkları, davacının da 8.4.1997 tarihinde Niğde 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde 1998/407 esasında kayıtlı davayı açtığı ve 33/35 payın adına tescilini talep ettiği, ancak bu dosyanın takipsiz bırakıldığı, 9.5.2000 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verildiği celb edilen dosyadan anlaşılmaktadır.
Yine 1/35 pay sahibi Nursen Ş.'nin payını davalı Abdullah E.'ya 17.9.1997'de sattığı ve davacının 24.5.2000 gününde temyize konu görülmekte olan davayı açtığı, bu dava ile evvelce satılan 33/35 pay ile birlikte 1/35 oranındaki payında adına tescilini istediği anlaşılmaktadır.
Müşterek mülkiyete tabi bir taşınmazdaki payın gerçek bir satım akdi ile üçüncü bir kişiye temliki halinde diğer paydaşların satışı öğrendikleri tarihten itibaren bir ay ve her halükarda 10 yıl zarfında şufa haklarını kullanmaları gerekir. Paydaş satıma ıttıladan itibaren bir ay içinde davasını açar daha sonra takipsiz bırakırsa bir aylık süre içinde açılan şufa davasını 10 yıl zarfında her zaman yenileyebilir.
Olayımızda, davacının açtığı ve takipsiz bırakılan dosya nedeniyle de söz konusu edilen ancak normal irade mahsulü olmadığı ileri sürülen feragatname ile ilgili olarak Asliye Ceza Mahkemesinde açılmış ve derdest bulunan davalar vardır. Bu davaların sonucuna göre feragatnamenin geçerli olup olmayacağı buna göre de paydaşlık durumunun irdelenmesi söz konusu olduğundan sağlıklı bir sonuca varabilmek için ceza davalarının sonuçlarının beklenmesi gerekir. Bundan zuhul ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı görülmüştür.
Bu nedenle yerel mahkeme hükmü bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy