(3402 S. K. m.14)
Arazi başında bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle bilirkişilere kayıtların kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan, dava sonucunda verilen kararın onanmasına ilişkin yukarda belirtilen ilamın karar düzeltme yolu ile incelenmesi Hazine, Celal ...... vs. tarafından süresinde istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: 1- Davacı ve müdahiller temyiz inceleme isteğinde bulunurken duruşma yapılmasını istemişlerse de; dosyada Yargıtay duruşması için gerekli tebligat masraflarının yatırıldığına dair makbuz, belge veya herhangi bir bilgi bulunmadığından Dairemizin 2.12.1999 tarih 1999/4709-4708 esas ve karar sayılı kararı ile Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeni ile duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Dairemizin, duruşma istemi ile ilgili bu kararından dönülmesini gerektirir bir delil ibraz edilmediğinden bu hususta yeniden karar ittihazına gerek bulunmamıştır.
2- Davacı Cemal ....... ve Arkadaşları ile Hazinenin esasa ilişkin temyizlerine gelince; Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, davacılar ile müdahillerin dayanağını oluşturan Mart 1297 tarih 1 nolu tapu kaydının davaya konu parselleri kapsamadığı, tespite esas olan davalı tarafın dayandığı Nisan 1319 tarih 7 nolu tapu kaydının sabit hudutlu olup eylemli durumda hiç açık sınır bırakmadan davalı parselleri kapsadığı ve bu surette taşınmazlar üzerinde davacı ve müdahillerin hiçbir hak ve alakasının bulunmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında; davacı tapusunda gösterilen Doğudaki Maraş caddesi ile davalı tapusunun aynı yönündeki Halep caddesinin aynı yada ayrı yol olup olmadığının araştırılması, anılan yolların Askeri harita uygulanmak suretiyle belirlenmesi, 5 ve 21 sayılı parseller arasından geçen yolun tapu tekniği açısından Maraş yolu olarak kabul edilemeyeceği, davalı tarafın tapu kaydında güneyde gösterilen ve eylemli durumda 18,19 ve 21 parsel numarası ile sınırlandırılan ekşili tarlanın tapu kaydı kapsamı olamayacağının göz ardı edilmemesi gerektiği, öz, böğürtlen ve hüyük sınırlarının nitelikleri itibariyle değişebilir sınırlar olup, kaydın kapsamı belirlenirken bu hususa dikkat edilmesi gerektiği, kuzeydeki D.D.Y ile ilgili kamulaştırma haritasının getirtilip bu haritaya göre taşınmazların konumunun belirlenmesi, tapu kayıtlarının kapsamları içiçe girdiği takdirde 74 tarihli Arazi Kanununun 20 ve 78. maddeleri hükmünce hangi tapu kaydına değer verileceğinin tartışılması, bilirkişilerce bilinemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanması, bu kadar geniş bir arazi bölümünün 936, 937, 938 arazi yazımında tahrir dışı bırakılmasının olanaksızlığı nazara alınarak bu yerlerle ilgili vergi kaydının araştırılıp uygulanması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi icap eder. Mahkemece bozmada işaret olunan DDY istimlak haritası ile davalıların dayanağını oluşturan ve bu yerlerle ilgili olduğu bildirilen 938 tahrir yıllı 21 tahrir numaralı vergi kaydı getirtildiği halde mahalline uygulanmamış, hükmüne uyulan bozma ilamında Öz, böğürtlen ve hüyük hudutlarının gayri sabit nitelikte olduğu açıkça belirtildiği halde, kaydın kapsamı belirlenirken bu husus göz ardı edilmiş; 13.11.1998 tarihli bozmadan sonra icra edilen keşifte bilgisine başvurulan yerel bilirkişiler Maraş yolu hususunda birbiri ile çelişen beyanlarda bulundukları halde; bu çelişki arazi başına gitmeden giderilmeye çalışılmış, söz konusu bilirkişilerin Maraş yolunun 20, 21 numaralı parsellerin güneyinden geçen ve doğudan-batıya doğru uzanan yolun Maraş yolu olduğu yolundaki tapu tekniğine uygun düşmeyen beyanları esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için, öncelikle bölge ile ilgili 1/25.000 ölçekli memleket haritası Harita Komutanlığından getirtilip dosyaya konulmalı (mahkemece talimatla askeri harita üzerinde inceleme yaptırılıp Halep ve Maraş yolunun aynı yol olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmış isede; dosyada harita örneği bulunmadığı için bilirkişi raporlarını denetleme imkanı bulunamamıştır), bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, harita mühendisi ve teknik bilirkişi huzuru ile keşif icra olunmalıdır. Taşınmazların başında icra olunacak keşif sırasında davacı tarafın dayandığı 1297 tarih 1 nolu tapudaki Doğuda; Maraş Yolu, Batıda Hallo Hüyüğü, Kuzeyde Aksu Çayı, Güneyde Karaçay hudutları ile tespite esas olan ve davalıların dayanağını oluşturan Nisan 1319 tarih ve 7 numaralı tapudaki Doğuda Halep Caddesi, Batıda Mamo ve Ayşe tarlaları ve böğürtlen tarla, Kuzeyde Aksu, Güneyde eşkili tarlanın güneyindeki öz hudutları ile yine davalıların dayandığı 938 tahrir yıllı 21 tahrir numaralı vergi kaydındaki Doğuda arık, Batıda Halil, Kuzeyde hat ve Güneyde öz hudutları ayrı ayrı okunup bilirkişilere zeminde tek tek gösterilmeli, hudutların oluşumu ve nitelikleri hakkında ayrıntılı bilgi alınmalı, özellikle davacılar tapusundaki doğuda gösterilen Maraş yolu ile davalılar tapusundaki Halep caddesinin güzergahı tespit edilmeye çalışılmalı, bu iki yolun aynı yada ayrı yollar olup olmadığı hususu üzerinde ısrarla durulmalı, (çekişmeli 44 ve 21 sayılı taşınmazların 1979 ve 1982 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında, tutanağın edinme sebebi sütununda Halep caddesi ile Maraş yolunun aynı yol olduğu belirtilmiştir. Anılan yolun tespitine çalışılırken bu tespitte görev alan muhtar, ihtiyar heyeti üyesi ve bilirkişilerden sağ olanlar arazi başında bu konu ile ilgili olarak dinlenilip), Halep caddesi ve Maraş yolunun aynı yol olup olmadığı belirlenmelidir. Bilgisine başvurulacak yerel bilirkişiler aracılığı ile kayıtlarda yazılı hudutların tespiti mümkün olmadığı takdirde taraflara tanık dinletme imkanı sağlanıp hudutların arz üzerinde tespitine çalışılmalıdır. Yine yerel bilirkişiler yardımı, uzman harita mühendisi ve teknik bilirkişi aracılığı ile 1/25.000 ölçekli yön ile ilgili memleket haritasıyla D.D.Y.nın istimlak haritası mahalline uygulanıp istimlak haritasına arazilerin konumu ve askeri haritada (varsa) Halep caddesi ve Maraş yolunun yeri belirlenmeye çalışılmalıdır. Arazi başında bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle bilirkişilere kayıtların kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, (5.10.1967 tarihli keşifte bilgisine başvurulan yerel bilirkişiler 1940 yılında kullanmanın küçük parçalar halinde olduğunu, davacının da kullananlar arasında bulunduğunu, bu küçük parçaları kimlerin kullandığını bilemediklerini, kullanmanın 1940 yılından sonra başladığını bildirdikleri halde, 4.7.1988 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, biz bizi bildik bileli davalılar kullanır demişlerdir. Kullanma hususundaki bu açık mübayenet ve 4.7.1988 tarihli keşifteki beyanın maddi olaylara dayanmayan, mücerret bir ifade olması nedeniyle kullanma hususundaki araştırmanın yeterli olmadığı açıktır) kayıt kapsamı dışında kalan arazi bölümleri yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesindeki sınırlama nazara alınarak tarafların zilyetlikle yer iktisap edip edemeyecekleri saptanmalıdır. Beraberde götürülecek uzman ve teknik kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Değerlendirme sırasında tarafların tapu kayıtlarının kapsamları iç içe girdiği takdirde 74 tarihli Arazi Kanununun 20 ve 78.maddeleri hükmünce hangi tapu kaydına değer verilmesi gerektiği tartışılmalı, kayıtlara kapsam belirlenirken kayıtlardaki öz, ark, böğürtlen ve hüyük sınırlarının nitelikleri itibariyle gayri sabit hudutlu olduğu, kapsamlarının yüzölçümüne göre ve sabit sınırlarla bağlantı kurulmasının zorunlu kıldığı oranda yüzölçümünden fazlasının kayıt kapsamında kalabileceği kuralı göz önünde tutulmalıdır.
Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken Dairemizce yanlış değerlendirme sonucu onandığı anlaşıldığından, Dairemizin onamaya ilişkin 19.10.2000 tarih 2000/2858-3957 esas ve karar sayılı ilamı ortadan kaldırılarak Yerel Mahkemenin 8.1.1999 tarih 1991/516 esas, 1999/1 sayılı kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA 24.4.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy