(743 S. K. m. 2, 659)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şuf'a davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Filiz Ç., davalı vekili Av.Atıf Akça gelmediler. Tebligat var. Dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şuf'alı payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, paydaşı bulunduğu 1316 parsel sayılı taşınmazda davalının 22.4.1999 günü pay satın aldığını, bu satışı 16.2.2000 günü öğrendiğini ileri sürerek 28.2.2000 günü açmış olduğu işbu dava ile şuf'a hakkının tanınmasını istemiştir.
Davalı, hak düşürücü sürenin geçirildiğini, taşınmazın fiilen taksim edildiğini, davanın reddini savunmuştur.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hak düşürücü sürenin geçirildiği savunmasının kanıtlanamadığına göre dava süresindedir. Davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Şuf'alı payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin tasarrufundaki yeri ve ona tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı şeklinde yapılan işlem nedeniyle şuf'a hakkını kullanması Medeni Kanunun 2.maddesinde yer alan objektif iyiniyet kuralı ile bağdaşmaz. Davanın bu bakımdan reddi gerekir.
Dosya kapsamına, mahallinde yapılan keşif ve düzenlenen 23.11.2000 tarihli uzman bilirkişi raporuna, davalı tanıkları Gülhan A. ve Suriye B.'ün yeminli beyanlarına göre şuf'alı payın ilişkin bulunduğu taşınmazın paydaşları arasında haricen iki bölüme taksim edildiği ve iki bölüm arasına tel örgü çekildiği, taşınmazın güney bölününün davacıya, kuzey bölümünün ise davalının bayiine isabet ettiği anlaşılmaktadır. Arazi üzerinde haricen belirlenen muayyen kesimleri paydaşlar tarafından eylemli olarak kullanıldığı halde, davacının tapuda pay satışı şeklinde yapılan işlem nedeniyle şuf'a hakkı kullanması Medeni Kanunun 2.maddesinde belirtilen objektif iyiniyet kuralıyla bağdaşmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bundan zuhul olunarak davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 18.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy