(818 S.K. m.31) (6570 S.K. m.7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava tahliye taahhüdü nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davalının kiralananda 1.10.1996 tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, 1.10.1999 tarihinde verdiği tahliye taahhüdü ile kiralananı 1.10.2000 tarihinde tahliye etmeyi taahhüt etmesine rağmen kiralananı boşaltmadığını belirterek davalının tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ilk kez yapılan kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünde tahliyeye ilişkin hüküm konulduğunu serbest iradeyle verilmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalının tahliye taahhüdünü baskı altında vermiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı kiralayan Ahmet D. ile yaptığı 1.10.1996 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiralananda kiracıdır. Sözleşmenin hususi şartlar 4.maddesinde davalı tarafından kiralananın 1.10.1999 tarihinde tahliye edileceği taahhüt edilmiştir. Kiralayanın ölümünden sonra diğer mirasçıların hisselerini de toplayan davacı 5.3.1998 tarihinde dava konusu 36 nolu dükkanın tek maliki haline gelmiştir. Bundan sonra taraflar arasında 1.10.1999 tarihinde kira sözleşmesi yenilenmiş ve bu sözleşmenin hususi 4.maddesinde davalı kiralananı 1.10.2000 tarihinde tahliye etmeyi taahhüt etmiştir. Davacı bu ikinci tahliye taahhüdüne dayanarak kiralananın tahliyesini istemektedir. Davalı tahliye taahhüdünün serbest irade mahsulü olmadığını ileri sürmüş bu konuda tanık dinletmiştir. Oysa davalının kiralananda otururken verdiği tahliye taahhüdü serbest irade mahsulü olduğundan geçerlidir. Çünkü taraflar arasında bir kira ilişkisi bulunmaktadır ve davalı mecbur olmadığı halde tahliye taahhüdü vermiştir. Borçlar Kanununun 31.maddesine göre taahhüdün iptali de istenmediğinden davalı taahhüdün geçerliliğini kabul etmiş durumdadır. Bu hususlar gözönünde bulundurularak sübut bulan davanın kabulü gerekirken ret edilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 10.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy