(743 S. K. m. 658)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şuf'a davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davacı asil N. K. geldi. Av. A. E. gelmedi. Tebligat var. Davalı vekili Av. N. P. geldi. Vekaletnamesini dosyaya ibraz etti. Av. V. B. gelmedi. Tebligat var. Hazır bulunanların şifai beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava şufalı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde dava konusu payın davalıya 30.5.1996 tarihinde 1.800.000.000.-TL bedelle satıldığını, davacının 23.10.1996 tarihinde tapuda yaptığı inceleme sonucu öğrendiğini, şufa hakkını kullanmak istediğini belirterek şufalı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, satışın aynı gün davacıya bildirildiğini, aslında payın 14.5.1992 tarihinde satış vaadi sözleşmesi ile satın alındığını ve bedelinin de o gün ödendiğini, bu nedenle dava tarihindeki bedel üzerinden depo kararı verilmesi gerektiğini, davacının iyi niyetli olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Medeni Yasanın 658/3. maddesi uyarınca satışın öğrenildiği günden başlayarak bir ay içinde ve satıştan itibaren 10 yıl içinde şufa hakkının kullanılması gerekir. Aksi halde o satış yönünden hak düşmüş olur. Ancak hakkın düşebilmesi için şufa hakkının sahibinin satışı öğrenmesine rağmen bu hakkını bir aylık süre içinde kullanmadığının ispatı şarttır. Şufa hakkının süresinde kullanılmadığı ya da davanın süresinde açılmadığı yönünü ispat yükü davalıya düşer. Bu yön tanık dahil her türlü kanıtla ispatlanabilir.
Olayımızda: Taraflar arasında satışın öğrenilme günü hususu ihtilaflıdır. Davacı 30.5.1996 tarihinde yapılan pay satışını 23.10.1996 tarihinde tapuda yaptığı inceleme sonucu öğrendiğini iddia etmekte, davalı da satışın aynı gün davacıya bildirildiğini savunmaktadır. Dinlenen davalı tanıklarından M. Y. 1996 yılı İlkbaharında taşınmazın bulunduğu Çavuşlu köyündeki yerin satımı konusunda yapılan konuşmaya davalının katıldığını beyan etmiş, ancak davacıyı tanımadığını söylemiştir. Diğer tanıklar ise davacının satışı hangi tarihte öğrendiğine dair yer, zaman ve olay göstermeden beyanda bulunmuşlardır. Silivri Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/326 esas, 1997/736 karar sayılı dosyasında ise aralarında davacının da bulunduğu bir kısım paydaşlar tarafından aynı taşınmazda 12.4.1996 tarihinde pay satın alan Marmara Ltd. Şti. ve M. A. K. aleyhine şufa davası açıldığı, bu davanın reddine karar verilmesine rağmen bu satışın iş bu davanın konusunu oluşturan satıştan daha önce yapılan satışa ilişkin olduğu ve davalı H. A.'in pay satın almasına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda gerek tanık beyanları gerek dosyaya sunulan belge ve dava dosyalarından davanın bir aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığı kanıtlanmış değildir. Mahkemece şufa bedeli de depo edildiğine göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 16.10.2001 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy