(743 S. K. m. 658, 659) (4721 S. K. m. 732)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şuf'a davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şuf'alı payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davalının dava konusu 352 parsel nolu taşınmazdan 338/2400 hisse satın aldığını, davacının yeni öğrendiğini belirterek şuf'alı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, taşınmazdan pay satan paydaşın aynı pay için şuf'a davası açamayacağını, taşınmazın taksim edildiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Şuf'a hakkı taşınmaz mal mülkiyetinin kanundan doğan takyitlerinden biri olup, inşai bir haktır. Paydaşa bir payın üçüncü kişiye satılması durumunda o pay alıcıya neye mal olmuşsa ( satış bedeli+tapu harç ve masrafları )o miktar ile belirli süre içerisinde satın alma yetkisi verir.
Olayımızda; Taşınmazın müşterek mülkiyete konu olduğu ihtilafsızdır. Davacının taşınmaza önceden tek başına malik olması yasadan doğan şuf'a hakkını kullanmasına engel olmadığı gibi bu hakkın kullanılmasında kötü niyetli olduğu da kabul edilemez. Bu durumda şuf'a hakkı kullanılmasında bir usulsüzlük olmadığına göre işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 24.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy