(743 S. K. m. 658) (1086 S. K. m. 186)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şuf'a davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı-dahili davalı Emine Oya Urasch tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. Fikret Savaş gelmedi. Müdahil davacı vekili Av. Kazım Dönmez gelmedi. Tebligat var. Emine Oya Urasch vekili olduğundan bahisle Av. Dilek Tamer geldi. Vekaletnamesini dosyaya ibraz etti. Av. İ. Hakkı Gülhan gelmedi. Tebligat var. Hazır bulunanın şifai beyanı dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava şuf'alı payın iptal ve tescili istemine ilişkindir. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hüküm davacı ve dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, şuf'alı payın ilişkin bulunduğu taşınmazın 6140/6839 payının 24.4.1996 tarihinde davalılar Mustafa Mete Semizoğlu ve Ömer Tarhan'a satıldığını ileri sürüp 28.5.1996 tarihinde açmış olduğu iş bu dava ile şuf'alı payın iptali ile müvekkili adına tescili istenmiştir. Bu davadan önce 24.10.1995 tarihinde Emine Oya Urasch'ın açmış olduğu tescile icbar davası sonucu davalılar adına olan 6140/6839 payın iptal edilerek tapuda Emine Oya Urasch adına tescil edilmiş, bu karar 15.9.1999 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durum üzerine, davacı vekili HUMK.nun 186.maddesi gereğince davayı Emine Oya Urasch'a yöneltmiştir.
Dahili davalı vekili, davacının taşınmazın önceki parsel numarası 1310 iken, bayii Müberra Belman'dan satış vaadi senedi ile senede ekli krokide belirlenen yeri satın ve teslim aldığını, öyle de kullanageldiğini, şuf'a bedelinin, davanın müvekkilesine yönetildiği tarihteki değerinin olması gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme, şuf'a bedelini 12.238.293.113.TL olarak belirleyip, bu bedelden şuf'a hakkının tanınmasına karar vermiştir.
Taraflar arasındaki ilk sorun taşınmazın eylemli olarak taksim edilip edilmediği noktasındadır.
Tüm dosya ve 1983/355 esas sayılı dosya kapsamından, 1310 parsel sayılı taşınmazın tamamının maliki olan Müberra Belman'ın 19.9.1979 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve eki krokisi ile bu parselin kuzey hattı ile doğu hattının birleştiği köşede ev ve atölyenin bulunduğu yerden 1353 m2 lik kısmını davacıya satışını vaad ettiği anlaşılmaktadır. Davacı bu satış vaadine istinaden açmış olduğu tescil davasında da kendisine vaad edilen kroki ile belirlenen kısmı ev yapmak maksadı ile aldığını belirterek adına tescilini istemiştir. O dosyadaki keşif ve taraf beyanlarına göre, davacı 1323 m2 lik yeri çıplak olarak satın alıp, ağaç dikmiş, hızar atölyesi kurmuş, yerini ayırmıştır. Taşınmaz üzerindeki diğer muhtesat ise satıcı Müberra'ya aittir. Bu arada, davacının ve dahili davalının bayii Müberra'nın tapuda 13.9.1984 tarihinde ifrazını yaptırması sonucu 1310 parsel sayılı taşınmazın 8 adet parsele bölündüğü satış vaadlerine ve şuf'a davasına konu taşınmazın 1688 parsel numarasını aldığını, davacıya satış vaad edilen kesimin imar kanununa göre, ifrazının mümkün olmaması nedeniyle, 1688 parselden 699/6839 payın iptali ile davacı adına tescil edildiği bu kararında 14.9.1989 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dahili davalı da, satıcı Müberra'dan 1310 parsele ait, özel parselasyon'a göre tapuda 1688 parsel'e isabet eden 5 nolu özel parseli 6426 90 m2 olarak 13.8.1981 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ile almıştır. Bu senette tapusunun verilmesi davacının açmış olduğu tescil davasının sonuçlanması şartına bağlanmıştır. Nitekim dava sonuçlandıktan sonra 6140/6839 pay hükmen dahili davalı adına tescil edilmiştir.
Şuf'alı payın ilişkin bulunduğu taşınmazın davacı ve dahili davalı Emine Oya Urasch'tan başka paydaşı bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan keşiften davacının, satış vaadi ile kendisine kroki ile teslim edilen kısmı belirlediği bu yere ev inşaa ettiği, ağaçlar diktiği ve kullandığı yerin 569.02 m2 lik kısmının şuf'alı 1688 parsel içinde kaldığı, davacının bu kısmı barakadan atölye olarak ve değişik cinste ağaçlar dikerek tasarruf edegeldiği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu durum karşısında davacıya belli ve muayyen bir yerin satıldığı yine belli bir yeri kullanan davacının bu davayı açmakta iyi niyetli olmadığının kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davalı yararına 6 milyon TL duruşma vekalet ücreti takdirine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 22.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy